Aşk biter sevgi ise kalıcı olandır

28 Ocak 2015 Çarşamba, 01:59

Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Psikiyatrist Sümer Öztanrıöver yaptığı açıklamada, 14 Şubat’ın “Sevgililer Günü” olduğunu ancak insanların bu günü daha çok “Aşıklar Günü” olarak kutladıklarını belirtti.

Aşk ile sevgiyi karıştırmayın

Aşk ve sevginin birbirine karıştırıldığını vurgulayan Öztanrıöver, “Aşk, partnerinize karşı hissettiğiniz, içinde cinselliği de barındıran, yoğun yaşanan, mantığınızı kör eden duygular selidir. Araştırmalar aşkın en uzun ömürlüsünün 2 yıl olduğunu söylüyor. Eğer kavuşamazsanız bir ömür boyu sürebilir” ifadelerini kullandı.

Aşk sarhoşluk gibidir

Açıklamasında, “Aşk sarhoşluk gibidir, eninde sonunda biter. Oysa sevgi, kalıcı olandır, oturaklıdır. Aşk gibi sulu değildir” ifadelerine yer veren Öztanrıöver, şunları kaydetti’

“Seni seviyorum sözcüğünü yerli yersiz kullanmaz, ağzına sakız yapmaz. O, en güçlü ifadesidir. Bir kez duysanız iliklerinize kadar hissedersiniz. Aşkı canlı tutmaya çalışmak, vazodaki bir çiçeğin ömrünü uzatmaya benzer. Eninde sonunda solacaktır. Sevgi ise ömür boyu, hatta ölümden sonra da var olmaya devam eder.

Birlikteliklerde çok yakın durmak, kişilerin birbirine gölge etmelerine yol açar. İlişki gelişip büyüyemez. İlişkide iki ağaç gibi olunmalı. Ne çok yakın, ne çok uzak. Kendi bireysel varoluşunuz olmalı.”

Aşk nasıl yaşanmalı

Öztanrıöver, genellikle yaşanan ilişkilerde, sevilen kişinin hayatın merkezine konulduğunu kaydederek, “Hayat kaynağı haline getiriliyor. Zannediliyor ki hayatını adamak, sevgiyi ve bağlılığı artırır. Oysa tam tersi oluyor. Siz emek edip karşınızdakine kendinizden fazla değer verdiğinizde o size değer vermemeyi öğreniyor. Ödün vermek, karşınızdaki kişinin istediği gibi olmak sizi yok ediyor. Başlangıçta ona çekici gelen siz, olmadığınız bir şeye dönüşüyorsunuz ve ona artık çekici gelmiyorsunuz” dedi.

Kışkançlığa izin vermeyin

“Kıskançlık da, aşkın olmazsa olmazı zannedilen, yakıcı ve yıkıcı bir duygudur” diyen Öztanrıöver, şöyle devam etti’ “Kıskançlık, aşkın tezahürü değil, kendine güvensizliğin göstergesidir. Hafif derecelerde olması kabul edilebilir. Ancak fazla olduğunda, kıskanılan kişiden kaynaklanmadığını bilmek çok önemlidir.

Kıskanan kişi ’çok seviyorum, onun için kıskanıyorum’ der ve sevilen kişiyi değiştirmeye zorlar. Kıskanılan kişi, kendini sınırlayarak kıskançlığı yok etmeye ve masumiyetini kanıtlamaya çalışır. Bu durum kıskançlığı besleyecektir. Yapılması gereken ise savunma yapmamak, rapor vermemektir. Çünkü savunma yaptığınızda suçlu muamelesi görürsünüz. Güvensizlik üzerine ilişki kurmak, fay hattına ev yapmaya benzer. Kıskançlık sona ermiyorsa, ilişkiyi bitirmek güvenliğiniz için daha hayırlı olabilir.”

Sevgili yalnızca karşı cins değildir

Öztanrıöver, “Sevgililer Günü” denildiğinde sadece karşı cinsten birini düşünmemek gerektiğini de vurgulayarak, “Sevgili, sevdiğiniz bir şeydir. Sevgili; çocuğunuz, arkadaşınız, aileniz, beslediğiniz hayvanınız, bitkiniz, doğa, yaratıcınız olabilir. Hiçbir şey bulamadınızsa hayattaki en değerli varlığınızla tanışın; hemen şimdi aynaya bakın, sonra da gidip bir çiçek alın. Sevgi dolu bir dünya için önce kendinizi sevin” diye konuştu.

You must be logged in to post a comment Login

Yorum yazın...