Kinsey, öğrencisi Clara'yla evlendiğinde 26 yaşındaydı, Clara ise 23. İkisi de bakirdi. Kinsey'in penisinin büyüklüğü cinsel yaşamlarında sorun yarattı ve tıbbi müdahale gerekti. Profesörün ilgisini böceklerden insan cinsel davranışlarına yöneltmesi de bu döneme rastlar. Okulda sadece evli çiftlerin katılabildiği, dönemine göre gayet ilerici bir "evlilik dersi" vermeye başlayan Kinsey, kendisi dahil herkesin insanların gerçek cinsel davranışları hakkında ne kadar az şey bildiğini fark etti ve bunu bilimsel olarak araştırmaya koyuldu. Asistanlarıyla birlikte yürüttüğü, 15 yıla yayılan ve 18,000 bireyin cinsel hayatını kapsayan araştırmadan çıkan 1948 basımı ilk kitap "Sexual Behavior in the Human Male/Erkek Cinsel Davranışı" medyada büyük yankı bulup sosyal bir atom bombası olarak nitelendirildi. Neden mi?
Amerikan kültür savaşları
1940'lı yıllarda neredeyse bütün dünyada mastürbasyon yapmanın insanları kör edeceğine ya da delirteceğine, eşcinselliğin son derece az görülen bir "sapkınlık" olduğuna, sadece evli çiftlerin seks yaptığına, onların da en bilinen pozisyonla yetindiğine inanılırdı. Kitap gerçek öykülere dayanarak bu inanışları altüst ediyordu: Herkes mastürbasyon yapıyordu, erkeklerin yüzde 37'si hayatında en az bir kez eşcinsel ilişkide bulunmuştu, evlilik öncesi ve dışı cinsel ilişki sık sık yaşanıyordu ve çiftler pozisyonlar konusunda oldukça yaratıcıydı... Kitap Amerikan kültür savaşlarının başlangıcına işaret ediyordu. Fakat 1953'te yayınlanan ikinci kitap "Kadınların Cinsel Davranışı" çok daha büyük kıyamet kopardı. Kimse kadınların mastürbasyon yaptığını, hemcinsleriyle ve evlilik dışı cinsel ilişkide bulunduğunu duymak istemiyordu. Kinsey statükoya gerçek bir tehdit haline gelmişti. McCarthcilik, cadı avı dönemiydi. Rockefeller Vakfı Kinsey'in araştırmalarından desteğini çekti. İnsanda cinsel davranışları nesnel ve bilimsel bir bakış açısıyla ilk kez inceleyen ve cinsel devrimin önünü açan adam, sapık olarak nitelendirildi. Teorileri komünist komplonun bir parçası olarak görüldü. Kinsey, 1956 yılında kalp krizinden öldü.
Yıl 2004... Kinsey'in bulguları sağlamlığını koruyor, ama Bush yönetimi başta olmak üzere muhafazakâr yaklaşımlar cinsel araştırmalardan hâlâ öcü gibi korkuyor. New York Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde psikiyatri profesörü "Sex Is Not a Natural Act/ Sex Doğal Bir Davranış Değildir" kitabının yazarı seksolog Leonore Tiefer, "Bush yönetimi AIDS, farklı cinsel yaşam biçimleri, çocuk ve ergen cinselliği üzerine yapılacak araştırmalar için hükümet fonlarında büyük kesintiye gitti" diyor, "Seksologların en büyük problemi araştırmalarına para bulmak. Hükümet ilgisiz, özel sektör ise sadece satabileceği farmakolojik ürünlerle ilgili araştırmaları desteklemek istiyor." Tiefer'e göre ideolojinin ve dinin bilimin işine fazla karışması yeni Kinsey'lerin yetişmesini engelliyor. Cinsellikle ilgili çalışmalara bu düşmanca yaklaşımdan en çok zarar gören de sonuç olarak, toplum sağlığı. Tiefer: "İnsanların cinselliği nasıl öğrendiğini, cinsel alışkanlıklarının nasıl değiştiğini incelemezsek onlara cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunma yöntemlerini öğretebileceğimiz toplum sağlığı kampanyaları geliştiremeyiz. Kadınların ve erkeklerin cinsel yaşamla ilgili farklı değerlerini öğrenmezsek, erkeklerin değerlerini kadınlara empoze etme tehlikesine düşeriz. İnsanlar nasıl olsa cinsellikleriyle ilgili kişisel kararlar veriyorlar ve bu genellikle yanlış bilgilere dayanan kararlar oluyor."
Türkiye'nin durumu
Cinsellikle ilgili araştırmaların Türkiye'deki durumunu ise İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı'ndan, CETAD (Cinsel Eğitim, Tedavi Araştırma Derneği) Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Şahika Yüksel'e sorduk.
Türkiye'de cinsel araştırmalar var mı?
Araştırma için, mutlaka fon gerekiyor. Bu fon da üniversitelerde, araştırma merkezlerinde genel olarak yok, kendi yağlarıyla zor kavruluyorlar. O yüzden, bir araştırmak yapılmak istendiği zaman, daha çok ilaç sektörüyle ilişki kuruluyor. Onlar da tabii ki kendi ilgi alanlarına uygun, yani ilaç kullanımına yönelik araştırmaları tercih ediyor. Bu durumda, eğer ilaca yönelik değilse, bu tür araştırmalara fon bulmak son derece zor oluyor.
Araştırmalardan öte, cinselliği konuşuyor muyuz biz?
Türkiye'de cinsellikle ilgili konuları konuşmaya yeni yeni başladık. Kadın doğumcuların, ürologların, psikologların, psikiyatrların farklı bakış açılarından ortak çalışmalar yapmaları ve değerlendirmeleri gerekiyor. Yoksa, kısa devreli, sadece biyolojik olarak, cinselliğin uyarılım fazları şunlardır, şu noktada şu maddeyi vereceksin gibi teknik bir yaklaşım yeterli olmayacaktır. Doğru soruları soran ve cinselliğe geniş açıdan bakabilen uzmanlar araştırma planladığı zaman cinsellik araştırması düzgün bir araştırma olur.
Var mı böyle uzmanlar?
Yeterli sayıda olduğunu söylemek mümkün değil. Birçok tıp fakültesinde doktorlar, uzmanlar cinselliği ve cinsellikle ilgili konuları, sorunları -bir kadın doğum hastalığı ya da ürolojik problem olarak kastetmiyorum, psikolojik boyutlarından bahsediyorum- öğrenmeden yetişiyorlar. Soruları eksik soran doktorlar yetiştiriyoruz. Onun için CETAD gibi bir dernek var ve burada cinsellik konusunda uygun, düzgün çalışan klinisyenler ve düşünceler geliştirmeyi amaçladık. Burada araştırmalar da hedefleniyor ama bunu için şu an belirli bir fonumuz yok.
Cinsellikle ilgili araştırmalar niçin gerekli peki?
Cinsellik çok ideolojik bir konu. Kinsey zamanında da birçok araştırma aslında "geleneklere uygun" bir şeyler bulmak için yapılmış. Örneğin bilimsel olarak ispat edilmediği halde, Kinsey'in çalışma yaptığı yıllarda eşcinsellik hastalıktır, hormon eksikliğidir diye düşünülüp eşcinsel erkeklere testosteron hormonu verilmiş. Bugün bu tıbben gülünecek bir konu, çünkü hormon cinsel isteğin yönünü değiştiren bir şey değildir. Tersine, verilen kişiyi, eğer aktif bir cinsel hayatı yoksa, isteği de artırdığı için, aktif bir cinsel hayata geçirebilir. Bugün hâlâ bu tarz uygulamalar Türkiye'de olabiliyor ki, bu mesleği kötüye kullanmaktır. Cinselliğin doğal tarafları da var ama bilmediğimiz şeylerden keyif almamız çok da mümkün olmayabilir. Mutlu ve sağlıklı bir cinsel hayat için en önemli şey, cinsel eğitimdir.
Nasıl bir cinsel eğitim?
Bu yaşa göre değerlendirilecek bir şey. Örneğin ilkokul çağındaki bir çocuğun bedenini tanıması, üreme organlarını bilmesi gibi sade ve basit bilgilerin verilmesiyle başlamalı. Milli Eğitim Bakanlığı'yla Sağlık Bakanlığı'nın Dünya Sağlık Fonu'ndan alınan desteklerle ortaklaşa desteklediği birçok proje var fakat bunlar mahçup bir şekilde devrede. Cinsel eğitim diye bir ders yok, sağlık bilgileri diye bir dersin içinde cinsellikle ilgili konular, eğer o konuyu işleyecek öğretmen bulunursa senede 2-3 saat yapılıyor. Bunların uygulamasının bile bizim geleneklerimize uygun olup olmadığı garip bir şekilde tartışıldı.
Cinsellik geleneklere aykırı mı?
Cinselliği gelenekselliğin dışı diye düşünmek çok garip. Geleneksel olarak tanımlanan kişiler genellikle evlidir ve evliliğin içinde tabii ki cinsellik var. Evliliğin keyifli bir şekilde sürebilmesinde de cinselliğin payı hiç az değil. Bedenimizi erken yaştan itibaren bilmemiz, tanımamız, sevmemiz, dokunmamız sağlıklı bir cinsellik için önemlidir. Bugün Bush'un politikasında, Hıristiyanlığın tek eşli olması gerekçesiyle cinsel eğitim ve araştırmalara bütçe ayrılmaması gibi bir anlayış cinselliğe geleneksel bakan bütün kültürlerin paylaştığı bir yaklaşım ve bu hastalıklara sebep oluyor.


SENA AYDIN
miase ünlü
hanife özoğlu
Pelin TOPÇAM
Didem Bilgiç