Evliliğe Hazır mısın?

19 Mayıs 2016 Perşembe, 19:45

Bazen gençler kadar yetişkinlerde iyi düşünmeden evlenmeye karar verir. Eş olarak seçtikleri kimse ile, hayatları boyunca her bakımdan anlaşıp anlaşamayacaklarını göz önünde bulundurmazlar. Tanımadıkları, kişileri, karakterleri hakkında gerekli ve yeterli bir bilgiye sahip bulunmadıkları bir kimse ile hayatlarını birleştirirler. Bununda sonucu olarak, evlendikten kısa bir süre sonra, tanımadıkları, bilmedikleri insanın gerçek yüzleriyle karşılaşırlar. Bu gerçekliklerin kendi gerçekliklerine uymadıkları görürler. Pişmanlık duyarlar, mutlu olamazlar. Mutlu olamadıkları için hayata bağlanamazlar. Başkaları ile düzenli, olumlu ilişkiler kuramazlar. İşlerinde tam olarak başarı gösteremezler, kendilerine güvenemezler. Başarısızlıklarının nedenini başarı yeteneklerinin yetersizliğinde ararlar. Ev hayatlarının yarattığı huzursuzluğun etkisiyle böyle bir duruma düştüklerini düşünseler bile başarısızlıklarının olumsuz sonuçlarından uzak kalamazlar.

Gerçekten bir çok genç kızımız, yakışıklı yada zengin olduğu, tanınmış bir aileden geldiği yada ailesinin, babasının zoruyla bir erkekle evlendiriliyor. Bu erkeğin genel olarak düşüncelerini, duygularını, hayat, evlilik hakkındaki görüşlerini, ruh sağlığının durumunu, normal bir kişilik ve karakter tipine sahip bulunup bulunmadığını insanlar arasında normal ilişkilerinin kurtulmasına olanak vermeyen, insanı zaman zaman aşırı derecede çekingen, utangaç, beceriksiz, güçsüz, tutuk zaman zaman ise kaba, saldırgan, kavgacı, geçimsiz yapan aşağılık kompleksinin etkilerini duyup duymadığını öğrenmek istemezler. Sanki koca olarak seçtikleri insanla değil de onun sadece bir özelliğiyle evleniyormuş gibi hareket ederler.

Kimi erkeklerde eş seçerken genellikle aynı yolu izler. Sadece vücut güzelliği, kültürü, inceliği yada başka bir özelliği için bir kadınla hayatını birleştirebilir. Yanıldıklarını anlamakta pek gecikmezler. Evlilik hayatları ile beraber eşlerini tüm varlıklarıyla görmeye başlarlar. Geçmişte yalnız bir özelliğiyle tanıdıkları ve bağlandıklarını sandıkları kimsenin, karşılarında bir bütün olarak duran insan olmadığını anlarlar. Bir yadırgama, hayal kırıklığı ile karşılaşırlar. Kendilerini iyi düşünmedikleri için acı acı kınarlar. Eşlerini de kendilerini aldattıkları için yererler.  Onları vaktiyle yalnız bir yanları ile beğendiklerini, istekleri için şimdi tümlükleriyle beğenmekte, istemekte, sevmekte zorluk çekerler. Daha doğrusu, onların karşısında bir yabancılık duyarlar. Dünkü onlar ile bugünkü onlar arasında bir benzerlik bulamazlar. Bütün bunların sonucu olarak onlarla kolaylıkla anlaşmazlıklara düşerler ve çatışırlar. Sevmedikleri için onlardan çabuk soğurlar, hatta nefret ederler. İnsan sevmediklerinden uzak kalmak isteyen bir varlıktır.

İnsanı mutluluğa ulaştıran koşullardan biri de aile hayatındaki mutluluğudur. Eşi ile her bakımdan anlaşabilen, eşi tarafından beğenilen, sayılan, sevilen, daima eşinin ilgisi, yakınlığı, içtenliği ile karşılan, eşine her zaman sevinçlerinin, üzüntülerinin acılarının gerçek bir ortağı olarak gören, gerekli isteklerinin, arzularının eşi tarafından istenerek yerine getirildiklerine tanık olan insan kendini mutlu bulur. Kendisini mutlu yapan varlığı içtenlikle mutluluğa ulaştırmaya çalışır. Çünkü, kendi mutluğu ile onun mutluğu arasında sıkı bir bağlılık bulunduğunu, onun mutluluğu ölçüsünde mutlu olabileceğini bilir.

Yalnız bizi sevenler bizim tarafımızdan sevildiklerine inananlardır. Mutluğumuz için çalışanlar mutluluklarında bizim de payımız olduğunu düşünebilenlerdir. Bir kadının kocasını sevebilmesi, onun mutluluğu için çalışabilmesi için her şeyden önce onun gerçek sevgisiyle karşılaşması, onun yanında daha mutlu olduğunu anlaması gerekir. İnsan sadece kendisinin yapmak istediği ve kendisini isteyerek kendisine vermeye hazır kimse için her fedakarlığı yapabilir. Çünkü , kendisiyle ve kendisinin olan varlıkla bir bütünlük meydana getirir. Sevdiği ve kendisini gerçekten seven insanla beraber yaşar. Onda kendisini, kendisini de onda bulur. Onun için yaptığı her şeyi kendisi için de yapmış olur. Onun daima üzüntülerden, sıkıntılardan, acılardan uzak kalmasını, tüm hayatının huzur içinde geçirmesini, mutlu olmasını diler. Kısacası, onunla beraber sevinir. Onunla beraber üzülür. Onda bir başka kendisini, kendisinde de yine kendisinden olan birini görür.

İnsan kendisini seven ve sevdiği varlığın yanında kendisini daha rahat ve güven içinde bulur. İçinde bulunduğu zamanlarda karşılaştığı zorluklar karşısında yalnız olmadığını düşünür. Gelecekte de yanında daima kendisine destek olacak, sıkıntılı anlarından yanından ayrılmayacak, hastalıklarında kendisine bakacak, üzüntülerini, dertlerini söyleyebilecek, sevinçlerini paylaşacak birinin varlığını düşünür. Hayat karşısında kendisini daha yeterli ve güçlü bulur. İnsanız. Bizim olanın bizdenliği ölçüsünde  biz haline gelebiliriz.

Evlenmeye karar vermeden önce uzun uzun düşünün!

Evliliğinizin kaderimizle, sizden dünyaya gelecek varlıkların, çocuklarınızın kaderleriyle yakından ilgili bulunduğunu bir an bile unutmayın!

Eşinizle kuracağınız bütün ilişkilerin tüm varlığınız üzerinde etkiler yapacağını, olumlu, düzenli ilişkilerin; sizi hayata ve işinize bağlayacak, başarılı yapacak, kendinize güven sağlayacak, mutluluğa ulaştıracaktır.

Olumsuz, çatışımlı ilişkiler ise, sizi aile hayatınızdan bıktıracak, sürekli olarak sinirli yapacak, huzursuzluk içinde yaşatacak, bunun da sonucu olarak işlerinizde başarısız, geçimsiz, mutsuz insan haline getireceğini bilin.

Eş olarak seçeceğiniz kimseyi tanımaya çalışın. Onu, varlığı ile ilgili değil, çeşitli zamanlardaki davranışları, özellikle bilinçsiz düşünmeden bilmeden yaptığı davranışları ile değerlendirin. İnsanın her zaman bütün içtenliğine karşın, kendisini olduğu gibi tanıtamayacağını, bilinçsiz bir iç yaşayış şeklinin bulunduğunu, bazı sözlerin, hareketlerinin geçerlilik ifade etmediklerini, bilmeden, olmadığı gibi karşımıza çıkarttığını ve nihayet bilinçli olarak da, daha iyi tanımak arzusu ile beğenilmeyeceğini düşündüğü bazı yanlarını saklamak, gizlemek isteyebileceğini bilin.

Bunu yaparken kendinizi de esaslı bir şekilde inceleyin. Bu işte mümkün olduğu kadar tarafsız kalın. Kendinizi evleneceğiniz kimseye olduğunuz gibi ve tam bir içtenlikle tanıtın.

Burada da içtenliğinizin karşınızdaki insanın aynı şekilde hareket etmesine yol açacağını, insanlar arasında kurulan ilişkilerde tarafların tutumlarının, içtenliğinin aynı mahiyette tepkiler yarattıklarını hatırlayın. Gizlenen, saklanan insanların, ilişkiler kurdukları kimselerde bir yandan saklanmak, gizlenmek öte yandan da daha çok şeyler öğrenmek istediğini meydana getirdiklerini unutmayın. Kendinizi olduğunuz gibi tanıttığınız taktirde eşinizin karşısında daima sıkınacak bir yanı bulunmayan bir insanın rahatlığını, huzurunu duyacağınızı, en yakınınız olan bir insanı en küçük bir şekilde bile olsa aldatmış bir kimsenin durumuna düşmeyeceğinizi ve bunun size sağlayacağı sevinci düşünün.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir