<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kadın Hakları, Kadınca Haberler, Kadınca Gündem</title>
	<atom:link href="http://www.kadinca.net/kadin_haklari/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kadinca.net/kadin_haklari</link>
	<description>Kadın Hakları, Kadınca Haberler, Kadınca Gündem</description>
	<lastBuildDate>Mon, 15 Mar 2010 16:09:46 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.4</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Türkiye&#8217;de yaşlı nüfusun büyük bölümü kadın</title>
		<link>http://www.kadinca.net/kadin_haklari/410-turkiyede-yasli-nufusun-buyuk-bolumu-kadin.html</link>
		<comments>http://www.kadinca.net/kadin_haklari/410-turkiyede-yasli-nufusun-buyuk-bolumu-kadin.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 15 Mar 2010 16:09:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadınca Gündem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinca.net/kadin_haklari/?p=410</guid>
		<description><![CDATA[Yaşlı nüfusun hızla artış gösterdiği Türkiye&#8217;de, yaşlılık oranının büyük kısmını ise kadınlar oluşturuyor.
Ülkemizde nüfusun yüzde 7&#8217;sinin 65 yaş üzerinde olduğunu gösteren istatistikler, bunun da yüzde 56&#8217;sını kadınların oluşturduğunu ortaya koyuyor.
Nüfusbilim uzmanları tarafından yapılan araştırmada, diğer ülkelerle kıyaslandığında Türkiye&#8217;nin en hızlı yaşlanma oranına sahip ülkelerden biri olduğu dikkat çekiyor.
Aile yapısının değişmesi, kentleşme, iş gücü göçü, boşanmaların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-411" style="border: 1px solid black; margin: 3px;" title="kadin_haklari_03_151003" src="http://www.kadinca.net/kadin_haklari/wp-content/uploads/2010/03/kadin_haklari_03_1510031.jpg" alt="kadin_haklari_03_151003" width="150" height="100" />Yaşlı nüfusun hızla artış gösterdiği Türkiye&#8217;de, yaşlılık oranının büyük kısmını ise kadınlar oluşturuyor.<br />
Ülkemizde nüfusun yüzde 7&#8217;sinin 65 yaş üzerinde olduğunu gösteren istatistikler, bunun da yüzde 56&#8217;sını kadınların oluşturduğunu ortaya koyuyor.<br />
Nüfusbilim uzmanları tarafından yapılan araştırmada, diğer ülkelerle kıyaslandığında Türkiye&#8217;nin en hızlı yaşlanma oranına sahip ülkelerden biri olduğu dikkat çekiyor.<span id="more-410"></span><br />
Aile yapısının değişmesi, kentleşme, iş gücü göçü, boşanmaların artması, geleneksel geniş aile yaygınlığının azalmasına ve buna benzer nedenlerin yaşlı nüfusu artırdığına dikkat çekiliyor.<br />
Ülkemizde yaş ilerledikçe dul kalan kadınların oranı da gittikçe artıyor.<br />
Yaşlı kadınların gelir kaynağını ise kocalarından kalan emekli aylıkları yâda yaşlılık aylığı oluşturuyor.<br />
Türkiye&#8217;de geliri olmayan kadın nüfusunun, geliri olmayan erkek nüfusuna göre 4 kat daha fazla olduğu kaydedilen araştırmada, kadınların durumlarının sosyal ve ekonomik anlamda kötüleştiği ve sosyal politikaların ve refah düzeyinin yükseltilmesi gerektiği savunuluyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinca.net/kadin_haklari/410-turkiyede-yasli-nufusun-buyuk-bolumu-kadin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkiyeli kadınların çarşaf eyleminin siyasal yankıları</title>
		<link>http://www.kadinca.net/kadin_haklari/405-turkiyeli-kadinlarin-carsaf-eyleminin-siyasal-yankilari.html</link>
		<comments>http://www.kadinca.net/kadin_haklari/405-turkiyeli-kadinlarin-carsaf-eyleminin-siyasal-yankilari.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 15 Mar 2010 16:00:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadınca Gündem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinca.net/kadin_haklari/?p=405</guid>
		<description><![CDATA[Bir erkeğin “karısını” dövmesini, kızına sövmesini, oğlunu buna karşı yüceltmesini erkeğin bu eylemleri eşinin, kızının, oğlunun iyiliğini düşünerek, iyi niyetle gerçekleştirdiğini varsayarak yargılamayız.3 Mart’da Mersin’de kadınların gerçekleştirdiği çarşaf eyleminin artçı şokları sürüyor. Kadınların İslami tesettür va kara çarşafı ayaklarının altına almaları Türkiye’deki seküler kültürün köklülüğünün ve radikalizmin boyutlarının göstergesidir. Türkiyeli kadınlar kazanımlarının korunması ve haklarının [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-406" style="border: 1px solid black; margin: 3px;" title="kadin_haklari_03_151003" src="http://www.kadinca.net/kadin_haklari/wp-content/uploads/2010/03/kadin_haklari_03_151003.jpg" alt="kadin_haklari_03_151003" width="150" height="100" />Bir erkeğin “karısını” dövmesini, kızına sövmesini, oğlunu buna karşı yüceltmesini erkeğin bu eylemleri eşinin, kızının, oğlunun iyiliğini düşünerek, iyi niyetle gerçekleştirdiğini varsayarak yargılamayız.3 Mart’da Mersin’de kadınların gerçekleştirdiği çarşaf eyleminin artçı şokları sürüyor. Kadınların İslami tesettür va kara çarşafı ayaklarının altına almaları Türkiye’deki seküler kültürün köklülüğünün ve radikalizmin boyutlarının göstergesidir. Türkiyeli kadınlar kazanımlarının korunması ve<span id="more-405"></span> haklarının gerçekleşmesi mücadelesinin burjuvazinin farklı kanatlarına bir yanda siyasal İslam ve anti-modern veya postmodern “liberal” sol, öte yanda batı yanlısı nasyonalizm ve orduve irili ufaklı partilerine bel bağlayarak olanaklı olmadığını gösterdi. Bu eylemde kadınlar doğru biçimde kadının köleliğinin simgesi İslami çarşafı hedef aldılar.</p>
<p>Burjuvazinin farklı kanatlarının bu eyleme karşı tepkisi siyasal İslam’dan sol nasyonalizme kadar Türkiye’deki egemen güçlerin yürütülen mücadelenin radikalleşmesinden, kaderlerini belirlemek ve kendi ellerine almak üzere insanların doğrudan hak mücadelesine katılmasından korkularının ifadesidir. Burjuvazi doğru biçimde kadınların çarşafa saldırısının insanların dinden nasyonalizme burjuvazinin bütün hurafe ve kutsallıklarına olası saldırılarının buz dağının sadece görünen ucu olduğunu, bu saldırının kapsamının çarşafla sınırlı kalmayabileceğini ayrımsadı. Bu yüzden burjuvazinin ana akım hareketlerinin sözcülerinden hiçbiri kadınların bu eylemini kınamakta bir an bile tereddüt etmedi. Beklenebileceği gibi, ilk tepki siyasal İslam partisi AKP’den geldi: AKP, Bülent Arınç’ın ağzından kadınların bu eylemini çirkin bir hareket diye tel’in etti ve CHP ile siyasal çekişme ve rekabeti doğrultusunda bu partinin konuyla ilgili izahatta bulunmasını ve özür dilemesini istedi.</p>
<p>CHP’nin tepkisiyse daha da görülmeye değerdi: CHP’nin iki numaralı adamı Kemal Kılıçdaroğlu basına verdiği demeçte bu eylemi şiddetle kınadı ve bunun CHP’ye karşı yapılmış bir provokasyon olduğunu savundu! CHP bu olayı AKP ve siyasal İslam ile rekabeti ve çekişmesinde bir araç olarak kullanmayı bile düşünmedi. Buna karşı Kılıçdaroğlu siyasal hokkabazlığını sürdürerek “Kadınların giyimini siyasete dahil etme kabul edilemez. Kadın haklarının gerçekleşmesi, kadınların karşısındaki güçlüklerin ortadan kaldırılması tabi ki önemli. Ancak böylesi sahte(!) eylemlerin kadınların hak mücadelesiyle ilişkisi yoktur. AKP güç kaybetmekte ve böyle eylemler bu durumda AKP’nin işine yarar!” tadında ifadelerde bulundu.</p>
<p>Çarşafı ve tesettür’ü “giyim” diye nitelendirmek ne bir dil sürçmesidir ne de bilgibilimsel bir sapma. Kılıçdaroğlu’nun sözcülüğünü yaptığı “halkın inançlarına saygı” parolasıyla kadınların bu radikal eylemine karşı başlatılan saldırı aslında kutsallıkları savunmanın tehlike zillerininin çalınmaya başlamasıdır; CHP bununla halkın hurafelere, geleneklere, burjuvazinin dini ve nasyonalist kutsallıklarına karşı olası saldırısının karşısında olduğunu burjuvaziye anımsattı, kadınlara ve halka dişlerini gösterdi ve hadlerini bilmelerini buyurdu. CHP lideri Baykal’ın “siyasetimizin insanların giysisiyle bir ilgisi yok; bu hareket tamamen saçma bir hareketti” mealindeki kızgınlıkla ifade edilen sözleri de bu çerçevede gerçek anlamına kavuşuyor.</p>
<p>Bu arada Kürt nasyonalizminin de sessiz kalmadığını, kadınların bu eylemini irili ufaklı, resmi ve gayri-resmi önderlerinin aracılığıyla tel’in ettiğini, CHP’yi bu eylemden dolayı kınadığını ve halkın inançlarına bu saygısızlıktyan ötürü özür dilemesi gerektiğini beyan ettiğine tanık olduk. 5 Mart’ta Ufuk Uras’ın da katılımıyla BDP’nin İstanbul Üniversitesi “ikna odaları”na ilişkin yaptığı basın toplantısının zamanlanması, başörtülülerin “mağdur ve mazlum” olarak savunulması, bundan CHP’nin sorumlu tutulması ve toplantıda mağdur sıfatıyla bulunanların verdiği beyanatın kerametini bu basın toplantısının 3 Mart’daki radikal kadın eylemini müteakip yapılmasında aramak gerekir. BDP bir yandan burjuvazinin farklı kanatları arasındaki çekişmenin mantığına uygun CHP ve öteki rakip burjuva kanatlardan taviz almaya çalışırken, öte yandan burjuvazinin genel eğilimine uygun biçimde dini ve ulusal kutsallıkları en az öteki burjuva rakipler kadar içtenlikle ve var gücüyle savunacağı mesajını veriyordu.</p>
<p>Toplumsal çatışmalar toplumun siyasal hareketlerinin uzantısıdır: Siyasal eylemler siyasal hareketlerin karşılaşmasının taşıyıcısıdır. Bir eylemin hangi siyasetin taşıyıcısı olduğunu, toplumdaki hangi siyasal ufku temsil ettiğini eyleme katılanların niyetlerinden çok eylemin hangi toplumsal siyasal hareketin ifadesi olduğu ve hangi siyasal hareketlerle karşı karşıya geldiği belirler. Bir örnek verirsek: Bir erkeğin “karısını” dövmesini, kızına sövmesini, oğlunu buna karşı yüceltmesini erkeğin bu eylemleri eşinin, kızının, oğlunun iyiliğini düşünerek, iyi niyetle gerçekleştirdiğini varsayarak yargılamayız. Adamın bu eylemlerinin ataerkiyi ve erilliği temsil edip en kaba biçimde yeniden ürettiğini belirleriz; bu yargımızda haklıyız. Çünkü kişiler soyut bireylikleri değil toplumsal konumlar ve tarihleri ki bu tarih şu an yapıp ettiklerini de kapsarve toplumsal varoluşlarının belirlediği bükülmeleri temsil ederler.</p>
<p>Mersin’deki eyleme karşı, eylemcilerin sözümona bağlı oldukları ulusalcı solun temsilcisi CHP dahil, anaakım burjuva partilerin topyekun tepkisini bu eylemin hangi toplumsal potansiyelleri temsil ettiğine bakarak açıklamak olanaklı. Burjuva siyaseti hurafe, kutsallık, dini ve nasyonalist sahtelikler ve sahte kimliklere dayanmaksızın ayakta duramaz. Türkiye’de burjuvazinin farklı kanatlarının kadınların çarşafa karşı radikal eylemine yek vücut saldırısı burjuva siyasetinin gericiliği ve insan karşıtlığının ve burjuvazinin halkın siyaset sahnesine radikal çıkışından korkusunun ölçüsünü göstermektedir. 3 Mart eylemi ayrıca halkın radikal mücadelesini derinleştirmekte çıkarı olan, özgürlük, eşitlik ve insani bir toplumun yaratılması ereğini sürekli biçimde kollayan ve mücadelesini sürdüren gerçek eşitlikçi ve özgürlükçü siyasi ufkun Türkiye’de örgütlenmesinin zorunluluğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Radikal özgürlükçülük ve eşitlikçiliğin ulusalcılık ve siyasal İslam gericiliklerine nefer üretmektense bağımsız bayrağını yükseltmesi Mersin’deki eylemin de ardındaki bu radikalizmi derinleştirmekle olanaklıdır.</p>
<p>Siyaveş Azeri: Ottowa Üniversitesi, Felsefe Bölümü öğretim görevlisi</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinca.net/kadin_haklari/405-turkiyeli-kadinlarin-carsaf-eyleminin-siyasal-yankilari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sabah&#8217;ın iki kadın yazarı birbirine girdi</title>
		<link>http://www.kadinca.net/kadin_haklari/400-sabahin-iki-kadin-yazari-birbirine-girdi.html</link>
		<comments>http://www.kadinca.net/kadin_haklari/400-sabahin-iki-kadin-yazari-birbirine-girdi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 15 Mar 2010 15:54:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadınca Gündem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinca.net/kadin_haklari/?p=400</guid>
		<description><![CDATA[Sabah Gazetesi yazarı Sevilay Yükselir bugün yazı günü olmadığı halde neredeyse yarım sayfalık bir yazı kaleme alarak aynı gazetenin köşe yazarı Nazlı Ilıcak&#8217;ı yaylım ateşine tuttu.
Yükselir&#8217;in &#8220;Sağolsun gazete yönetimi uygun gördü&#8221; vurgusu yaptığı yazı, gazete patronajının Nazlı Ilıcak-Sevilay Yükselir polemiğinde Yükselir&#8217;in yanında yer aldığını ve Ilıcak&#8217;a da açıkça &#8216;git&#8217; mesajı verdiğini ortaya koyuyor. Yazının detaylarına [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-401" style="border: 1px solid black; margin: 3px;" title="sabah ın 2 kadını" src="http://www.kadinca.net/kadin_haklari/wp-content/uploads/2010/03/kadin_haklari_03_151002.jpg" alt="sabah ın 2 kadını" width="150" height="100" />Sabah Gazetesi yazarı Sevilay Yükselir bugün yazı günü olmadığı halde neredeyse yarım sayfalık bir yazı kaleme alarak aynı gazetenin köşe yazarı Nazlı Ilıcak&#8217;ı yaylım ateşine tuttu.</p>
<p>Yükselir&#8217;in &#8220;Sağolsun gazete yönetimi uygun gördü&#8221; vurgusu yaptığı yazı, gazete patronajının Nazlı Ilıcak-Sevilay Yükselir polemiğinde Yükselir&#8217;in yanında yer aldığını ve Ilıcak&#8217;a da açıkça &#8216;git&#8217; mesajı verdiğini ortaya koyuyor. <span id="more-400"></span>Yazının detaylarına geçmeden önce bilmeyenler için gerilimin nereden kaynaklandığını anlatalım&#8230;</p>
<p>Sevilay Yükselir geçtiğimiz hafta köşesinde Hürriyet Gazetesi yazarı Ahmet Hakan ve kardeşine ağır suçlamalar yöneltti. Hakan&#8217;ın köşesinden yapım şirketi olan kardeşinin TRT&#8217;den iş alabilmesi için TRT<br />
yöneticilerine övgüler düzdüğünü iddia eden Yükselir&#8217;e yanıt yazının muhatabı yerine kendisi gibi Sabah Gazetesi&#8217;nde yazan Nazlı Ilıcak&#8217;tan geldi. Ilıcak&#8217;ın Ahmet Hakan ve kardeşini savunduğu yazısının son<br />
cümlesi oldukça çarpıcıydı: &#8220;Ne yani, biz yandaşız, onları değil bizi görün mü demek istiyorsun Sevilay?&#8221;</p>
<p>İşte bu cümle yalnız Sevilay Yükselir&#8217;i değil, Sabah Gazetesi patronajını da çileden çıkardı. Bilindiği gibi gazetenin en büyük rahatsızlığı &#8220;yandaş&#8221; olmakla suçlanmak. Sabah Gazetesi sırf kendisinden &#8220;yandaş&#8221; diye söz ettiği için Vatan Gazetesi&#8217;ne çok yüklü bir tazminat davası açtı ve bu dava da devam ediyor. Bir başka gazeteye &#8220;Bize yandaş diyemezsin&#8221; diyerek dava açan Sabah&#8217;ın kendi yazarının &#8220;Biz yandaşız&#8221; yazması elbette gazete yönetimi açısından kabul edilebilir birşey değil. Peki Nazlı Ilıcak bu kelimenin Sabah&#8217;ı kızdıracağını bilmiyor mu? Elbette biliyor zira daha önce de bir yazısı içinde &#8220;yandaş&#8221; sözcüğü geçtiği için yayınlanmamıştı. O dönem de büyük yaygara çıkaran Nazlı Ilıcak belli ki Sabah Gazetesi&#8217;nden ayrılmak istiyor ve bunu yaparken de &#8220;kahraman&#8221; olmayı, yazımı sansürlediler demeyi planlıyor. Ilıcak&#8217;a yakın isimler de Sabah&#8217;ın yeni patronajından istediği ilgi-alakayı göremeyen Ilıcak&#8217;ın çok mutsuz olduğunu doğruluyor.</p>
<p>Ilıcak&#8217;ın bu yazısının ardından gözler Sevilay Yükselir&#8217;in bir sonraki yazı günü olan Çarşamba&#8217;ya çevrilmişti. Acaba Nazlı Ilıcak&#8217;a nasıl bir yanıt gelecekti? Ancak bu merak sanıldığından önce, bugün giderildi. Yükselir yazı günü olmadığı ancak gazete yönetiminin özel izniyle kaleme aldığını belirttiği Ilıcak&#8217;a yanıtında son derece ağır ithamlarda bulundu. Üstelik Yükselir&#8217;in mesajları sadece Ilıcak&#8217;a da değil. Ilıcak&#8217;ın evinde verdiği davetlere hiçbir tepe yöneticinin katılmadığını ve hatta telefonlarına dahi cevap vermediğini yazan Yükselir bu cümleleriyle de isim vermeden ATV Haber&#8217;in Genel Yayın Yönetmeni Erdoğan Aktaş&#8217;ı hedef alıyor. Aktaş, geçtiğimiz hafta Nazlı Ilıcak&#8217;ın evinde verilen bir partiye katılarak, hiçbir haber değeri taşımayan partiden ATV Ana Haber&#8217;de iki dakikalık bir haber yayınlamış ve böylelikle büyük bir skandala imza atmıştı. Aktaş&#8217;ın ana haber bülteninde, Sabah Gazetesi ve patronu Ahmet Çalık aleyhine yazan Ahmet Hakan ve Oray Eğin&#8217;i ekrana taşıdığı görüntüler nedeniyle sert bir dille uyarıldığı biliniyor. Yükselir&#8217;in yazısıyla bir kez daha kulağı çekildiğine göre, belli ki bu parti Aktaş&#8217;ın başarısızlığının üzerine tuz-biber olmuş&#8230;</p>
<p>İşte Sevilay Yükselir&#8217;in bundan sonra Sabah Gazetesi ve ATV&#8217;de hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağının işaretini veren o yazısı:</p>
<p>Bak Nazlı Ilıcak! Şimdi beni dinle!</p>
<p>Hani, pazarlamacılığını kanıtlarıyla ortaya koyduğum kankan Ahmet Hakan ve onun kardeşlerini savunan yazının sonunda benim niyetimin bozuk olduğunu yazmışsın ya. Hani &#8220;Sen şunu demek istiyorsun aslında &#8216;Biz yandaşız, onları değil, bizi gör; köşeyi biz dönelim!&#8221; falan diyerek bana açıkça saldırmışsın ya&#8230;<br />
İşte sırf bu ağır ithamına cevap vermek için bugün buradayım Nazlı Ilıcak!<br />
Bak şimdi sana ne diyeceğim.<br />
Sen de biliyorsun ki, benim derdim, &#8220;Neden muhalifler TRT&#8217;de program yapıyor?&#8221; filan değil. TRT&#8217;de bir yığın muhalif isim program yapıyor. Ekrana çıkıyor. Çıksınlar da. Çıkmalılar da. Keşke Ruhat Mengi TRT&#8217;de program yapsa. Mesele bu değil! Asıl mesele, çekilen filmin Kültür Bakanlığı&#8217;nın bütçesiyle çekilmesi ve sonra da bir başka kamu kuruluşuna yüksek meblağlar ile satışının yapılması. Neden, &#8220;Mücahitler müteahhit oldu&#8221; diyerek yaygara koparan ama aynı zamanda kardeşleri kâh TRT&#8217;de, kâh AKP&#8217;li belediyelerde iş tutsun diye köşesinden yıkama yağlama çeken Ahmet Hakan&#8217;a, bir gazeteci olarak, &#8220;Ne oluyor kardeş? Bu nasıl iş?&#8221; deme hakkıma başka bir mana yüklemeye çalışıyorsun?<br />
Şimdi&#8230;<br />
Yalçın Doğan yazdı da öğrendik. Hani 1996&#8242;da dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz&#8217;la bir seyahate gidiyormuşsunuz hep beraber. Ve sen kalkmış Mehmet Ali Birand&#8217;ın, Sedat Ergin&#8217;in ve Sebahattin Önkibar&#8217;ın gözleri önünde Mesut Yılmaz&#8217;a, &#8220;Ben sizi çok seviyorum, bundan sonra ben sizin yağdanlığınız olmak isterim&#8221; demişsin ya&#8230;<br />
Sadece bu bile senin aslında neden bana böyle bir suçlama getirme hakkın olmadığını ortaya koyar Nazlı Ilıcak!<br />
Tamam. Bir gazetecinin köşesi üzerinden piar yapmasını, kardeşlerine kamuda yol verilsin diye arsızca kalemini kullanmasını doğal karşılamanı çok iyi anlıyorum.<br />
Çünkü onun yaptığının aynısını sen 30 küsur senedir yapıyorsun!<br />
Biz seni biliyoruz. Sen kâh Demirel&#8217;in otobüsündeydin, kâh Erbakan&#8217;ın, kâh Mesut Yılmaz&#8217;ın, kâh Unakıtan&#8217;ın&#8230;<br />
Haa mesela Unakıtan dedim de bak aklıma ne geldi?<br />
Gerek bu gazetede, gerekse Takvim&#8217;de yazdığın zamanlar sık sık eski Maliye Bakanı&#8217;na övgü düzüyordun ya. &#8220;Müthiş adam. İş bilen bakan. Tayyip Erdoğan&#8217;ın veliahdı olan adam&#8221; filan diye yazıyordun ya. İşte taa o zamanlar kulağıma birileri diyordu ki; &#8220;Nazlı Ilıcak oğlu Mehmet Ali dünya markası Backwoods purolarının aleni taklidi olan Blackwood&#8217;un Türkiye&#8217;ye ithalatını yapabilmek için Kemal Unakıtan&#8217;a yağdanlık yapıyor. Taklit malın yasal olarak önünü açtırmak için Unakıtan&#8217;ın piarcısı gibi çalışıyor.&#8221;<br />
Yerim yok. Yoksa Google&#8217;dan indirip, okurlara göstereceğim senin Unakıtan ve ailesine döşediğin o müthiş methiyeleri.<br />
Hangimizin yandaş olup, olmadığına dair bir argümanım daha var.<br />
Hani hatırlar mısın ben SABAH&#8217;ta henüz muhabirdim. Sen de o tarihlerde Takvim&#8217;de yazıyordun. Bu binanın 8. katındaydı odan. Bir gün tesadüf karşılaşmıştık hani. Çok mutsuzdun. Dert yanmıştın: &#8220;Benim yerim burası değil aslında. Buradan etkili olamıyorum yeterince. Benim yazmam gereken gazete SABAH. Ama Fatih Altaylı beni istemiyor oraya.&#8221;<br />
Sonra bir gün TMSF el koydu gazeteye. Ben TMSF&#8217;nin yönetimindeki gazetede çalışamadım mesela. Üstelik de Ahmet Ertürk ve o dönem SABAH&#8217;taki birçok yönetici memleketlim olmasına rağmen.<br />
Çok mutsuzdum ve bir gün bile çıkıp, &#8220;Ahhh hemşerim. Bana sahip çık lütfen&#8221; demeden çektim gittim. Onurumu ayaklar altına almadım.<br />
Peki sen ne yaptın?<br />
Ciner&#8217;in eli ayağı çekilip, gazete TMSF&#8217;nin eline geçer geçmez doğruca başbakanlığın yolunu tuttun! Öyle değil mi? Bütün ilişkilerini seferber ettin. Adamları usandırdın! Ahmet Ertürk ne dermiş o tarihlerde yakınlarına biliyor musun: &#8220;Bıktım şu kadından yahu! Verin şuna SABAH&#8217;tan bir köşe de düşsün yakamızdan!&#8221;<br />
Neyse&#8230;<br />
TMSF&#8217;li günlerde çok mutluydun ilk başta. Çünkü her zamanki gibi atını koşturuyordun.<br />
Ama sonra SABAH gerçek bir patrona devroldu. Bu gazetenin bugünkü yöneticileri geldi işin başına. Eski bir medya patronun eşi olmandan mı yoksa kendini kıymetli saymandan mıdır nedir bilemiyorum, senin en büyük keyfin ve emelin her daim yazdığın gazetenin tepe yöneticileri ile yakın ilişkide bulunmaktır!<br />
Ama bir de baktın ki bu ekip senin dişine göre değil! Bunlar öyle senin bir telefonunla akşam evindeki davete koştura koştura gelecek, her aradığında sana &#8220;Alloooo&#8230;&#8221; diyecek adamlar değil!<br />
Ondan sonra başladın yaygara koparmaya.<br />
Birden Aydın Doğan ve ailesinin aşkı depreşti sende. &#8220;Bakın ben buradan ilan ediyorum işte. Siz 2009&#8242;un mağdurusunuz&#8221; falan deyip yanaştın da yanaştın adamlara. Üstelik de bu gazeteyi kullanarak.<br />
&#8220;N&#8217;oluyor?&#8221; diyenlere de, &#8220;Ayyy objektif bakıyorum&#8221; diyerek caka sattın. Oysa senin asıl derdin objektiflik filan değil, sadece durumun gerektirdiği şekilde pozisyon almaktı!<br />
Hepimiz o yazıları yazmaktaki tek derdinin, torpille ele geçirdiğin ve fakat mutsuz olduğun SABAH&#8217;taki bu köşeden bir an evvel gitmek olduğunu biliyoruz!<br />
Bana saldırdığın ve benim tek niyetimin, &#8220;Niye onlara var? Niye bana yok?&#8221; olduğunu yazdığın o ağır hakaretinin satır aralarında bile bu mesaj gizli. &#8220;Ayyy bak Ahmet nasıl çaktım kıza! Söyle Aydın Bey&#8217;e bana da senin dükkâna yakın bir yerlerden dükkân versin&#8230;&#8221;<br />
Şimdi. Biliyorsun ki, bugün aslında benim yazı günüm filan değil! Ama senin cuma günü ettiğin o ağır hakarete ve iftiraya karşılık bir cevap hakkı istedim gazete yönetiminden. Sağ olsun onlar da uygun gördü.<br />
O nedenle uzatmayıp, meseleye noktayı koyayım&#8230;<br />
&#8220;Yandaş&#8221; sözü senin kulağına tanıdık, sıradan ve hoş bir söz gibi gelebilir. Ama bil ki benim için bu söz ağır bir hakaret yerine geçmektedir. Çünkü ben bütün meslek hayatım boyunca kimseye yanaşmadan ya da ona buna yağdanlık yapmadan, köpekler gibi çalışarak, alnımdan ter akıtarak hayatımı kazandım! Ve hep çocuğumun kursağından geçecek ekmeğin namuslu undan pişirilmiş olmasına itina gösterdim. O yüzden bir daha sakın bana yandaş mandaş filan deme! Ettiğin anda yine beni karşında bulursun bilesin! Ve lütfen bir daha o köşede yandaş, yandaşız, yandaşlar diyerek bu gazeteye emek veren insanları çıldırtma!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinca.net/kadin_haklari/400-sabahin-iki-kadin-yazari-birbirine-girdi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadın Bakan&#8217;ın sığınmaevi çekincesi</title>
		<link>http://www.kadinca.net/kadin_haklari/396-kadin-bakanin-siginmaevi-cekincesi.html</link>
		<comments>http://www.kadinca.net/kadin_haklari/396-kadin-bakanin-siginmaevi-cekincesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 15 Mar 2010 15:49:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadınca Gündem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinca.net/kadin_haklari/?p=396</guid>
		<description><![CDATA[Kadın ve Aile&#8217;den Sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, nedeniyle İzmir&#8217;de Ege Bölgesi Sanayi Odası&#8217;nda (EBSO) kadın gazetecilerle yaptığı toplantıda, yerel yönetimler yasasında ki düzenlemeye karşın, kadın sığınmaevi açmayan nüfusu 50 binin üzerindeki belediyelere yaptırım uygulanması gerektiğini belirtti.
Kavaf, birçok beledeyenin, söz konusu yasada &#8220;Nüfusu 50 bini geçen belediyeler kadın konukevi açar&#8221; hükmünün &#8220;zorunluluk arzetmediği&#8221; gibi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-395" style="border: 1px solid black; margin: 3px;" title="kadin_haklari_03_151001" src="http://www.kadinca.net/kadin_haklari/wp-content/uploads/2010/03/kadin_haklari_03_151001.jpg" alt="kadin_haklari_03_151001" width="150" height="100" />Kadın ve Aile&#8217;den Sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, nedeniyle İzmir&#8217;de Ege Bölgesi Sanayi Odası&#8217;nda (EBSO) kadın gazetecilerle yaptığı toplantıda, yerel yönetimler yasasında ki düzenlemeye karşın, kadın sığınmaevi açmayan nüfusu 50 binin üzerindeki belediyelere yaptırım uygulanması gerektiğini belirtti.</p>
<p>Kavaf, birçok beledeyenin, söz konusu yasada &#8220;Nüfusu 50 bini geçen belediyeler kadın konukevi <span id="more-396"></span>açar&#8221; hükmünün &#8220;zorunluluk arzetmediği&#8221; gibi yapay gerekçeye sığınarak, aile içi şiddet mağduru kadınların barınacağı bu evleri açmaktan kaçındıklarını savunarak, kadın konukevi açmayan belediyelere ceza uygulanması için sivil toplum örgütlerinin baskı unsuru olmalarını istedi.</p>
<p>Türkiye&#8217;de SHÇEK dahil toplam 52 kadın sığınmaeve bulunduğunu kaydeden Bakan Kavaf, KAZETE&#8217;nin bu yöndeki sorusunu şöyle yanıtladı:</p>
<p>&#8220;Yerel Yönetimler Yasası, nüfusu 50 bini geçen her belediye kadın konukevi (sığınmaevi) açar diyor. Belediyeler ise bu hükmün mecburiyet ifade etmediği görüşünde. Ancak yasada açmayan belediyeler için de herhangi bir yükümlülük yok. Bu yasal boşluğun  ek bir maddeyle içinin doldurulması lazım.&#8221;</p>
<p>Kadından Sorumlu Devlet Bakanlığı olarak bu yönde ek bir tasarı hazırlayıp hazırlamayacakları yönündeki soruya ise, &#8220;Bizim hazırlamamız doğru olmaz&#8221; karşılığını veren Selma aliye Kavaf, &#8220;Bu konuyu Kadın STK&#8217;lar, bir öneriyle, TBMM Kadın-Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu&#8217;na götürebilir. Komisyon&#8217;da STK&#8217;lardan gelecek öneriyi teklif halinde Meclis Başkanlığı&#8217;na sunabilir. Ya da yerel yönetimler İçişleri Bakanlığı&#8217;na bağlı olduğundan İçişleri Bakanlığı ek bir düzenleme ya da genelge ile sığınmaevi açmayan belediyelerle ilgili yaptırım meselesini çözebilir.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinca.net/kadin_haklari/396-kadin-bakanin-siginmaevi-cekincesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>DSP&#8217;den 8 Mart tatil olsun teklifi</title>
		<link>http://www.kadinca.net/kadin_haklari/387-dspden-8-mart-tatil-olsun-teklifi.html</link>
		<comments>http://www.kadinca.net/kadin_haklari/387-dspden-8-mart-tatil-olsun-teklifi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 00:48:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadınca Gündem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinca.net/kadin_haklari/?p=387</guid>
		<description><![CDATA[TBMM Kadın-Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu üyesi DSP İstanbul Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü&#8217;nün Türkiye&#8217;de de bir gün resmi tatil olarak kabul edilmesi için Meclis Başkanlığı&#8217;na yasa teklifi sundu.
DİSK, KESK ve Türk Tabipler Birliğinin kadın üyeleri Meclis&#8217;te siyasi partilerin kadın temsilcilerini ziyaret ederek 8 Mart Dünya Kadınlar gününün tatil ilan edilmesine ilişkin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-388" style="border: 1px solid black; margin: 3px;" title="kadin_haklari_03_091009" src="http://www.kadinca.net/kadin_haklari/wp-content/uploads/2010/03/kadin_haklari_03_091009.jpg" alt="kadin_haklari_03_091009" width="150" height="100" />TBMM Kadın-Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu üyesi DSP İstanbul Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü&#8217;nün Türkiye&#8217;de de bir gün resmi tatil olarak kabul edilmesi için Meclis Başkanlığı&#8217;na yasa teklifi sundu.</p>
<p>DİSK, KESK ve Türk Tabipler Birliğinin kadın üyeleri Meclis&#8217;te siyasi partilerin kadın temsilcilerini ziyaret ederek 8 Mart Dünya Kadınlar gününün tatil ilan<span id="more-387"></span> edilmesine ilişkin taleplerini ilettiklerini hatırlatan Ayşe Jale Ağırbaş, DSP&#8217;nin daha önceden 8 Mart&#8217;ın tatil ilan edilmesine ilişkin bir düşüncesi olduğunu hatırlatarak,&#8221;Bu düşüncemiz, gerçekleştirilen ziyaretle birlikte ivme kazandı ve kanun teklifimizi bugün itibariyle TBMM Başkanlığı&#8217;na sunduk&#8221; dedi.</p>
<p>DÜNYA&#8217;DA 32 ÜLKEDE 8 MART TATİL</p>
<p>8 Mart&#8217;ın,  kadınların hayatın tüm alanlarında yaşadığı ortak ezilmişliğini ve mücadelesini simgeleyen, kadınların insanca yaşam için isyanının tarihi olduğuna işaret eden DSP milletvekili Ağırbaş, şunları söyledi:</p>
<p>&#8220;Dünyanın birçok ülkesinde ve Türkiye&#8217;de 8 Mart gününde, kadınlar hak ve eşitlik isteklerini dile getirmekte, kadın olmaktan dolayı yaşadıkları sıkıntılara dikkat çekmek üzere bir araya gelmektedirler.</p>
<p>Dünyada; İtalya, Çin, Rusya, Polonya, Azerbaycan, Bosna Hersek başta olmak üzere 32 ülkede, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü resmi tatil olarak kutlanmaktadır. Tüm dünyada kadınlar için özel bir anlam taşıyan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü&#8217;nün, Türkiye&#8217;de de resmi tatil ilan edilmesine ihtiyaç bulunmaktadır. Bu şekilde şiddete, ayrımcılığa, namus cinayetlerine maruz kalan, büyük baskı ve acılar yaşayan ülkemizdeki kadınların alanlarda seslerini duyurmalarına, sorunlarını kitlesel bir şekilde anlatabilmelerine ve aralarındaki birlik, beraberlik ve dayanışma bilincinin daha da kuvvetlenmesine olanak sağlanmış olacaktır.&#8221;</p>
<p>TÜRKİYE&#8217;DE KADININ DURUMU</p>
<p>&#8220;Kadınlarımız toplumda hak ettikleri yeri alamadığını UNDP&#8217;nin İnsani Kalkınma Raporuna baktığımız zaman Türkiyenin 109 ülke arasında 101inci sırada olduğunu Türk kadınlarının eğitimin yetersizliği, aile içi şiddet ve iş gücüne katılım açısından çeşitli sorunlarla karşılaştığını işaret eden Ayşe Jale Ağırbaş, Başkanlığa sunduğu yasa teklifinde şu görüşlere yer verdi:</p>
<p>Ülkemizdeki, her 5 kadından 1i okur yazar değildir.15-19 yaş grubundaki genç kızlardan yüzde 47.5i, 20-24 yaş grubundakilerin yüzde 58.3ü , 25-29 yaş grubundakilerin yüzde 65.8i ne öğrenim görmekte, ne de çalışmaktadırlar. Aile içi şiddet giderek artmaktadır. Türkiyede her 3 kadından 1i şiddet mağdurudur. Aile içi suçların yüzde 87&#8217;si kadınlara karşı işlenmektedir..</p>
<p>Kadınların işgücüne katılımı 1999da %30 iken bu oran 2009 yılında % 23,5lara düşmüştür. İşsiz genç nüfusun yüzde 88ini kadınlaroluşturmaktadır.  Son bir yılda 237 bin kadın işgücü piyasasından çıkarak evine çekilmiştir. Kadınlar daha çok informal sektörde ve standart olmayan iş türlerinde istihdam edilmektedirler. Çalışan kadınların ortalama ücretleri erkeklerinkinden düşüktür.</p>
<p>Doğum ya da çocuk bakımı gibi nedenlerden işten ayrılan kadınlar, yeniden iş bulmakta zorlanmakta ya da aynı nitelikteki işlere girememektedirler. Ülke nüfusunun yarısını oluşturan kadınlar &#8220;siyasal katılımın dışına itilmektedirler. Parlamentodaki kadın oranı dünyada yüzde 17, Türkiyede 2007 yılına kadar yüzde 4, 2007 seçimlerinden sonra yüzde 9 olmuştur.1935den bugüne kadar 72 yılda TBMMye 8734 erkeğe karşılık 233 kadın girebilmiştir. 2009 Yerel Seçimlerinde, 3225 belediye içerisinde, il belediye başkanı kadınların sayısı 2, ilçelerde ise 15 olmuştur.</p>
<p>Kadınlar için eğitimden, çalışma yaşamına ve siyasette temsiliyete kadar hayatın her alanında fırsat eşitliğinin sağlanması gerekmektedir.</p>
<p>Türkiyede kadın-erkek eşitliğinin önünde duran unsurun yasal çerçeve olduğunu söylememiz mümkün değil.</p>
<p>Ancak iktidardaki partinin zihniyetinde kadınlara yönelik bir önyargı vardır. Çünkü AKP&#8217;lilerin çoğunluğuna göre kadının yeri evidir. Bu bakış açısı Türkiyede kadının her alanda erkekle eşitliğini fiiliyata dönüştürmesinin önündeki en büyük engellerden birisidir.</p>
<p>İktidar partisinin bu yaklaşımının en somut göstergesi, Başbakan Yardımcısı Sayın Bülent Arınç&#8217;ın Meclis Başkanvekili Sayın Güldal Mumcu&#8217;ya yönelik şiddet uygulamasıdır. Ülkenin en yüksek yönetim kademesinde bir yöneticiye, kadın olduğu için baskı uygulanmıştır. Eminim, Sayın Güldal Mumcu, kadın değil erkek olsaydı, Sayın Arınç bunu yapma cesaretini gösteremezdi. Başbakan Yardımcısı Sayın Bülent Arınç&#8217;ın olaydan sonra &#8220;Bayan milletvekilimizin duygusal açıklaması&#8221;, &#8220;O bize Uğur Mumcu&#8217;nun emaneti&#8221; lafları yapılan şiddetin etkilerini daha da artırmaktadır. Sayın Güldal Mumcu, Sayın Uğur Mumcu dolayısıyla değil, hak ettiği için Mecliste ve Meclis Başkanvekili görevindedir. Görevini de başarıyla sürdürmektedir. Bu cinsiyetçi, ayrımcı zihniyeti kınıyorum. Sayın Bülent Arınç, kadınlara yönelik bu aşağılayıcı tavırları sonrasında Sayın Güldal Mumcu&#8217;dan geçte olsa özür dilemiştir. Özür dilemesini doğru ve anlamlı buluyorum. Ancak, Sayın Arınç&#8217;ın, şiddet uygulama girişiminden sonra sarf ettiği sözler nedeniyle Sayın Mumcu&#8217;nun yanısıra, Meclis&#8217;teki tüm kadınlardan özür dilemesi gerektiğine inanıyorum.</p>
<p>İktidardaki partinin bakış açısı ve toplumda kalıplaşmış geleneksel zihniyet yapısı nedeniyle, Adıyaman&#8217;ın Kâhta ilçesinde &#8220;erkeklerle geziyor&#8221; diye 16 yaşındaki Medine diri diri toprağa gömülüp öldürülmüştür. 2010 yılının sadece Ocak ayında 14 kız çocuğu ve kadın benzer şekillerde öldürülmüştür.</p>
<p>Kadın cinayetleri 2002&#8242;den 2009&#8242;a kadar yüzde 1400 oranında artmıştır.</p>
<p>Üvey ağabeyinin tecavüzüne uğradıktan sonra imam nikahıyla evlendirilen Gülseren Tankut&#8217; un da durumu da bunu bize göstermektedir. Dayaktan bıkıp baba evine dönen Gülseren için çıkarılan &#8220;Askılı elbise giyip geceleri geziyor dedikoduları nedeniyle, babası ve kocası tarafından kızımız öldürülmüştür. Mahkeme töre cinayeti nedeniyle, üvey abi ve babaya ağırlaştırılmış müebbet vermesine rağmen, Yargıtay çıkarılan dedikoduları tahrik sayarak cezayı 20 yıla indirmiştir. Baba 12 yıl sonra hapisten çıkacak, kardeş ise tahliye edilmiştir.</p>
<p>Örneklerden de görüldüğü gibi kadınların, siyasal katılımdan namus cinayetlerine, iş yaşamına katılımdan cinsel istismara, şiddetten başörtüsüne, ayrımcılıktan ticari sömürüye kadar binbir sorunu bulunmaktadır. Nüfusun yarısını oluşturan kadınlara ayrımcılıktan vazgeçilmesi ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması için sistemli,planlı ve de kararlı bir mücadele içerisine girilmesi gerekmektedir.</p>
<p>Kadınların siyasal ve kamusal yaşamda içinde bulundukları koşulları dönüştürmeleri, somut bir şeyler yapmaları lazımdır. Bu da, doğrudan siyasal güce bağlıdır. Hayatın her alanında kadın ve erkek eşitliğini sağlamayı hedefleyen Demokratik Sol Parti, kadınların siyasete katılımını artıracak, kadınların önünü açacak bir karar almıştır.</p>
<p>DSP, kadınların en az erkekler kadar etkin olmasını sağlamak üzere,  milletvekili genel ve ara seçimleri ile belediye başkanı, il genel ve belediye meclisi adaylıklarında fermuar sisteminin uygulanmasını, bir<br />
başka ifadeyle, bir erkek adaya karşı bir kadın aday gösterilmesini ve kadınların her düzeydeki parti yönetiminde %50 oranında temsilini Kanunla garanti altına alacak yasa teklifini de Türkiye Büyük Millet Meclisine sunmuştur.</p>
<p>Türkiyenin güçlü bir ülke haline gelmesinin en önemli kriteri, kadınların iş hayatında da ülke yönetiminde de, karar mekanizmalarında da hak ettikleri şekilde yer almalarıdır. Demokratik Sol Parti verdiği Kanun Teklifiyleriyle, kadınlarımızı sistemin içinde egemen kılacak yapının temelini teşkil edecek adımları atmaktadır.</p>
<p>Bu çerçevede, 8 Martın dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi, Türkiyede de tatil ilan edilmesi, kadınlarımızın seslerini kitlesel eylemlerle anlatabilme, aktarabilme şansına kavuşturacak, bunun önündeki engellerin kalkmasını sağlayacaktır.</p>
<p>Kanun tekliflerimizin en kısa zamanda gündeme alınması, parti ayrımı gözetilmeden konsensüs içerisinde çıkarılması en büyük temennimdir.&#8221;</p>
<p>GEREKÇE</p>
<p>Ağırbaş&#8217;ın 17/3/1981 tarihli ve 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin gerekçesi ise aynen şöyle:</p>
<p>GENEL GEREKÇE<br />
Kadınların başkaldırısını simgeleyen, birlikte bir güç olmanın, dayanışmanın önemini bugünlere taşıyan 8 Mart, tüm dünyada kadınlar için özel bir anlam taşımaktadır. 1857de New Yorklu binlerce dokuma işçisi kadının, insanlık dışı çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve eşit işe eşit ücret talepleriyle ilk kez greve gitmesiyle, kadın emekçilerin mücadele ve dayanışma süreci başlamıştır. Emekçi kadınların haklı mücadelesi, 1910 tarihinde Danimarka&#8217;nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında Clara ZETKİN&#8217;in her yıl bir günün Uluslararası Kadınlar Günü olarak ilan edilmesi önerisinin oybirliğiyle kabul edilmesini ve sonrasında 1977&#8242;de Birleşmiş Milletlerin 8 Martı Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanması kararını almasını sağlamıştır. Böylece, 8 Mart tüm dünya kadınlarının kutladığı uluslararasıbir güne dönüşmüştür.</p>
<p>Kadınların hayatın tüm alanlarında yaşadığı ortak ezilmişliğini ve mücadelesini simgeleyen 8 Mart, dünyanın birçok ülkesinde ve Türkiyede kadınların hak ve eşitlik isteklerini dile getirdikleri, kadın olmaktan dolayı yaşadıkları sıkıntılara dikkat çektikleri, her türlü baskı ve şiddete karşı bir araya geldikleri gün olmuştur. Dünyada; İtalya, Çin, Rusya, Polonya, Azerbaycan, Bosna Hersek başta olmak üzere 32 ülkede, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü resmi tatil olarak kutlanmaktadır. Kadınların yüzyıllardır çalışma yaşamında karşılaştıkları zorlukları, eşitsizlikler içinde verdikleri mücadeleleri ve bu mücadeleler içinde tüm dünya kadınlarına çok onurlu bir yer kazandıran 8 Mart Dünya Kadınlar Gününün, Türkiyede de resmi tatil ilan edilmesi; şiddete, ayrımcılığa, namus cinayetlerine maruz kalan, büyük baskı ve acılar yaşayan ülkemizdeki kadınların alanlarda seslerini duyurmalarına, sorunlarını kitlesel bir şekilde anlatabilmelerine ve aralarındaki birlik, beraberlik ve dayanışma bilincinin daha da kuvvetlenmesine olanak sağlayacaktır.</p>
<p>MADDE GEREKÇELERİ</p>
<p>MADDE 1. 8 Mart Dünya Kadınlar Gününün, anlamına uygun kutlanmasının önündeki engelleri ortadan kaldırmak ve kadınların sorunlarını kitlesel bir şekilde anlatabilmelerine olanak sağlamak amacıyla, 8 Mart genel tatil günü olarak ilan edilmiştir.</p>
<p>MADDE 2. Yürürlük maddesidir.</p>
<p>MADDE 3. Yürütme maddesidir.</p>
<p>17/3/1981 TARİHLİ VE 2429 SAYILI ULUSAL BAYRAM VE GENEL TATİLLER HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ</p>
<p>MADDE 1.  17/3/1981 tarihli ve 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasına, bu fıkrada geçen &#8220;yılbaşı günü ve 1 Mayıs günü&#8221; ibarelerinden sonra gelmek üzere &#8220;ve 8 Mart günü&#8221; ibaresi eklenmiş ve birinci fıkranın (C) bendi aşağıdakişekilde değiştirilmiştir.</p>
<p>&#8220;C) 1 Ocak günü yılbaşı tatili, 1 Mayıs günü Emek ve Dayanışma Günü ve 8 Mart Dünya Kadınlar Günü tatilidir.&#8221;</p>
<p>MADDE 2. Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>
<p>MADDE 3. Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinca.net/kadin_haklari/387-dspden-8-mart-tatil-olsun-teklifi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadınlara üzücü haber</title>
		<link>http://www.kadinca.net/kadin_haklari/383-kadinlara-uzucu-haber.html</link>
		<comments>http://www.kadinca.net/kadin_haklari/383-kadinlara-uzucu-haber.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 00:44:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadınca Gündem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinca.net/kadin_haklari/?p=383</guid>
		<description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)&#8217;nün &#8216;Kadın ve Sağlık&#8217; raporu, dünya üzerinde bir çok eşitsizliğe maruz kalan kadınların sağlık konusunda da erkeklerin gerisinde olduğunu gösterdi.
Rapor; kadınların erkekler ile aynı sağlık sorunlarını paylaşmasına ve biyolojik nedenlerle daha uzun yaşar görünmelerine rağmen, yaşamlarını genel olarak erkeklere göre çok daha kalitelisiz ve sağlıksız sürdürdüklerini gösterdi.
&#8220;KADINLARIN ÖLÜM NEDENLERİ ARASINDA DÖRDÜNCÜ SIRADA [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-384" style="border: 1px solid black; margin: 3px;" title="kadin_haklari_03_091008" src="http://www.kadinca.net/kadin_haklari/wp-content/uploads/2010/03/kadin_haklari_03_091008.jpg" alt="kadin_haklari_03_091008" width="150" height="100" />Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)&#8217;nün &#8216;Kadın ve Sağlık&#8217; raporu, dünya üzerinde bir çok eşitsizliğe maruz kalan kadınların sağlık konusunda da erkeklerin gerisinde olduğunu gösterdi.</p>
<p>Rapor; kadınların erkekler ile aynı sağlık sorunlarını paylaşmasına ve biyolojik nedenlerle daha uzun yaşar görünmelerine rağmen, yaşamlarını genel olarak erkeklere göre çok daha kalitelisiz ve sağlıksız sürdürdüklerini gösterdi.<span id="more-383"></span></p>
<p>&#8220;KADINLARIN ÖLÜM NEDENLERİ ARASINDA DÖRDÜNCÜ SIRADA İSE &#8216;SİGARA&#8217; VAR&#8221;<br />
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)&#8217;nün &#8216;Kadın ve Sağlık&#8217; raporuna göre, dünyada 20-59 yaş grubu kadınların en önemli ölüm nedenlerini sırasıyla AIDS, doğum ile ilgili sağlık sorunları, kalp hastalıkları, beyin felci oluşturuyor. Rapora göre kadınların hastalıklarında en önemli risk faktörlerinin dördüncüsü ise &#8217;sigara&#8217;.</p>
<p>&#8220;SİGARA: KADIN ÖLÜMLERİNİN YÜZDE 6&#8242;SINDAN SORUMLU&#8221;<br />
Dünyada sigara içen 1 milyar kişinin yüzde 20&#8217;sini kadınlar oluşturuyor. Sigarayı bırakan veya sigara nedeniyle ölen müşterilerinin yerine yeni müşteriler arayan sigara endüstrisinin kadınları ana hedef olarak belirlemesiyle, erkekler arasında sigara içme oranları düşüşe geçmişken kadınlarda oran hızla artıyor.<br />
Dünyadaki en ciddi önlenebilir risk faktörlerinden biri olan &#8216;Sigara&#8217;nın, kadın ölümlerinin yüzde 6&#8217;sından sorumlu olduğunu gösteren DSÖ raporu, sigara içmenin, kadınlarda kronik solunum hastalıklarının yüzde 42&#8217;sine, kardiyovasküler hastalıkların yüzde 10&#8242;na yol açtığını ortaya koyuyor.<br />
Akciğer kanseri ölümlerinin yüzde 71&#8242;inin sigaradan kaynakladığı dünyada eğer acil önlem alınmazsa 20 yaş ve üzeri kadınlarda 2004 yılında 1.5 milyon olan ölüm sayısının, 2030 yılında 2.5 milyona çıkacağını gösteren rapor, bu ölümlerin % 75&#8242;ine yakın kısmının orta-düşük gelir seviyesindeki ülkelerde olacağını gösteriyor.</p>
<p>&#8220;DSÖ, GENÇ KIZLARDA ARTAN SİGARA KULLANIMINA DİKKAT ÇEKİYOR&#8221;<br />
Dünya Sağlık Örgütü&#8217;nün &#8216;Kadın ve Sağlık&#8217; raporu, genç kızlara yönelik artan sigara reklamlarına dikkati çekerek, sigaranın zararlarının cinsiyet ayrımı olmadan anlatılması gerektiğini, her iki cinsin de cinse özel sigaraya bağlı sağlık etkileri konusunda bilinçlendirilmeleri gerekliliğini vurguluyor.<br />
Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü Dr Margaret Chan; &#8220;Kadın sağlığını korumak ve geliştirmek sadece bugünün değil gelecek nesillerin sorumluluğu olmalıdır. Bu yüzyılda tütün kullanımı bir milyar kişinin hayatına mal olacaktır. Kadınlarda tüketimin azalmasının sağlanması bir çok ölümü durdurabilecektir.&#8221; dedi.</p>
<p>&#8220;CİNSİYET AYRIMI SAĞLIĞI ETKİLİYOR&#8221;<br />
DSÖ&#8217;nün &#8216;Kadın ve Sağlık&#8217; raporu, düşük sosyo-ekonomik düzeydeki ülkelerde varolan sosyal normların, kadınların ve kız çocuklarının sosyal olarak aşağılanmasına neden olduğunu, buna paralel olarak bu durumun sağlıkta eşitsizliği ve kadına özgü sağlık sorunlarını da beraberinde getirdiğini gösteriyor.<br />
3.3 milyar kadının çoğunun orta-düşük gelirli ülkelerde yaşadığı dünyada kadınların sadece yüzde 15&#8242;inin yüksek gelirli ülkelerde hayatlarını sürdürüyor.<br />
Bu doğrultuda her üç kadından birinin düşük gelir düzeyli ülkede bulunduğunu gösteren rapor, ekonomik olarak güçlü olmayan ülkelerde yaşayan kadınların çoğunun önlenebilir hastalıklara tutulduğunu ve yaşamlarını kaybettiklerini ortaya koyuyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinca.net/kadin_haklari/383-kadinlara-uzucu-haber.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Medyatik Türk kadınları listesi</title>
		<link>http://www.kadinca.net/kadin_haklari/378-medyatik-turk-kadinlari-listesi.html</link>
		<comments>http://www.kadinca.net/kadin_haklari/378-medyatik-turk-kadinlari-listesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 00:33:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadınca Gündem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinca.net/kadin_haklari/?p=378</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye’nin en medyatik kadınları belirlendi. Medya Takip Merkezi (MTM), “medyada kadın”ı mercek altına alarak, geçtiğimiz yılın en popüler kadınlarını belirledi. İşte, şov, iş, siyaset, spor, medya dünyası başta olmak üzere hayatın çeşitli alanlarında medyanın gözde kadınları!
“KADIN EGLENCE SEKTÖRÜNÜN GÖZDESİ&#8221;
Medya Takip Merkezi’nin 2009 yılını kapsayan “medyada kadın” raporuna göre, medyada en çok yansıma sağlayan kadınlar, eğlence [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-380" style="border: 1px solid black; margin: 3px;" title="kadin_haklari_03_091007" src="http://www.kadinca.net/kadin_haklari/wp-content/uploads/2010/03/kadin_haklari_03_091007.jpg" alt="kadin_haklari_03_091007" width="150" height="100" />Türkiye’nin en medyatik kadınları belirlendi. Medya Takip Merkezi (MTM), “medyada kadın”ı mercek altına alarak, geçtiğimiz yılın en popüler kadınlarını belirledi. İşte, şov, iş, siyaset, spor, medya dünyası başta olmak üzere hayatın çeşitli alanlarında medyanın gözde kadınları!</p>
<p>“KADIN EGLENCE SEKTÖRÜNÜN GÖZDESİ&#8221;<br />
Medya Takip Merkezi’nin 2009 yılını kapsayan “medyada kadın” raporuna göre, medyada en çok <span id="more-378"></span>yansıma sağlayan kadınlar, eğlence dünyasının ünlü yüzleri oldu. Siyaset, spor, iş dünyası, sanat gibi alanlarda sesi daha cılız olan kadın, eğlence sektöründe ise gerçek bir egemenliğe sahip.</p>
<p>HADİSE 1 NUMARA<br />
Araştırma raporuna göre, şov dünyasının en popüler kadını ise, Eurovision yıldızımız Hadise oldu. Eurovision’da Türkiye’yi temsil etmesiyle bir anda yıldızı parlayan güzel şarkıcı, çeşitli konserleri ve oynadığı reklam filmleriyle de ilgi odağı oldu. Hadise yıl boyunca 14 bin 309 haberde yer aldı.</p>
<p>MİNİK SERÇE<br />
Şov dünyasının, duruşu ile farklı bir çizgi çizen kadınlarından biri olan Sezen Aksu, yılın en popüler yüzlerindendi. Aksu, “Kürt Açılımı”na verdiği destek ile de dikkatleri üzerine çekti. Yıllarca şov dünyasının en gözde kadını unvanıyla ilgi toplayan Hülya Avşar, geçtiğimiz yıl da popülaritesini koruyan isimlerden biriydi.</p>
<p>MTM’nin kadın oyuncuları da mercek altına aldığı araştırma raporuna göre, yılın en popüler kadın oyuncusu, Hatırla Sevgili dizisiyle gözleri üzerine çeken ve ardından Aşk-ı Memnu dizisiyle popülaritesini arttıran Beren Saat oldu. Yıl boyunca 5 bin 11 haberde yer alan Saat’i, Binbir Gece dizisi ve özel hayatıyla medyanın yakın markajına giren Bergüzar Korel izledi. Korel, yazılı, görsel ve elektronik basın toplamında 4 bin 95 habere konu edildi.</p>
<p>MANKENLERİN 1 NUMARASI KAYACI<br />
Aynı araştırma raporuna göre yılın en medyatik mankeni ise, 3 bin 447 haberde bahsi geçen Aysun Kayacı oldu. NTV’de yaptığı programla da ilgili toplayan Kayacı’yı, Tuğba Özay ve Ece Gürsel izledi.</p>
<p>SİYASETTE KADIN<br />
Yoğun olarak erkek egemenliği altında olan siyaset dünyasında da kadının sesi, geçtiğimiz yıllara oranla daha yüksek çıkmaya başladı. Medya Takip Merkezi’nin araştırma sonuçlarına siyaset dünyasının en çok konuşulan kadını Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu oldu. ÖSS kat sayılarının değiştirilmesi konusuyla sıkça markaja giren Çubukçu, 18 bin 524 habere konu edildi.</p>
<p>Siyaset arenasında ismi en çok geçen kadınlardan ikincisi, DTP partisinin eski milletvekili Emine Ayna oldu. Terör örgütünün propagandasını yaptığı gerekçesiyle sıkça medyanın markajına giren Ayna’nın, yıl boyunca 10 bin 862 haberde bahsi geçti.</p>
<p>DTP partisinin eski milletvekillerinden Aysel Tuğluk, siyaset dünyasının en çok merak edilen bir diğer ismiydi. Tuğluk, yıl içerisinde özellikle, terör örgütü ve Abdullah Öcalan’a dair çarpıcı açıklamaları ve gözaltı süreciyle sıkça yansıma buldu.</p>
<p>POPÜLER İŞ KADINLARI<br />
Medya Takip Merkezi’nin 2009 yılının en medyatik kadınlarını belirlediği araştırma raporuna göre, iş dünyasında geçtiğimiz yılın en çok konuşulan ismi, Doğan Holding yönetim kurulu üyesi Arzuhan Yalçındağ oldu. Yıl boyunca başarılı çalışmalarıyla sıkça gündeme gelen başarılı iş kadını, toplam 7 bin 47 habere konu oldu. Yalçındağ’ı ikinci sırada Sabancı Holding’in başarılı isimlerinden Güler Sabancı takip etti. İş dünyasının popüler yüzlerinden bir diğeri ise, başarılı modacı Dilek Hanif oldu.</p>
<p>MEDYANIN KADIN YÜZLERİ<br />
Medya dünyasında çalışan kadınların da popülaritesini araştıran Medya Takip Merkezi’nin raporuna göre, geçtiğimiz yıla damgasını vuran isim, tarzı ve haberciliği ile sıkça adından söz ettiren Saba Tümer oldu. Habertürk ekranlarından CNN Türk’e transferi nedeniyle de dikkatleri üzerine çeken ünlü televizyoncu, yıl boyunca 5 bin 545 habere konu edildi.</p>
<p>Yılın en çok konuşulan bir diğer ismi ise gazeteci/yazar Ayşe Arman oldu. Sivri dilli açıklamaları ve çarpıcı röportajları dikkat çeken Arman, 4 bin 35 haber ve yazıda yer buldu.</p>
<p>Medya dünyasının yıldızı en çok parlayan üçüncü ismi, “Aşk” adlı kitabıyla büyük beğeni toplayan Elif Şafak’tı. Şafak, Habertürk transferiyle de sıkça konuşuldu. Yılın en dikkat çeken kadınlarından bir diğeri, 1.678 haberde bahsi geçen başarılı yazar Ayşe Kulin oldu.</p>
<p>SPORDA KADININ ADI YOK<br />
Spor dünyasında da “kadın”ı mercek altına alan MTM’nin raporuna göre, kadın sporda da erkek egemenliğinin gölgesinde kaldı. Medyanın en çok ilgi gösterdiği kadın sporcu, birçok dalda aldığı ödül ile ilgiyi üzerine çeken Elvan Abeylegesse oldu. Başarılı atlet yıl boyunca 1.218 haber ve yazıda yer buldu.</p>
<p>ÖRNEK KADIN VE KURBAN<br />
MTM’nin araştırma sonuçlarına göre; 2009’un en çok konuşulan kadını, “kesik baş cinayeti” ile yıla damgasını vuran “Münevver Karabulut” oldu. Ölümünün ardından medyanın yakın markajına giren ve çeşitli iddialar ile sıcaklığını koruyan cinayet, yıl boyunca 23 bin 355 habere konu edildi.</p>
<p>Geçtiğimiz yılın en çok konuşulan kadınları arasında yer alan bir diğer dikkat çekici isim, ölümüyle Türk halkını üzüntüye boğan Türkan Saylan yer aldı. Özellikle kız çocuklarına verdiği eğitim desteğiyle bilinen Saylan toplam 15 bin 32 haberde yer aldı.</p>
<p>LAYD&#8217;LER<br />
Siyaset arenasının başrol oyuncularından Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül’ün eşleri geçtiğimiz yılın en merak edilen isimleri arasında üst sıralarda yer aldı. Türban konusuyla da sıkça markaja giren Emine Erdoğan ve Hayrunisa Gül, medyanın gözde kadınları arasındaydı.<br />
Türkiye&#8217;nin dünyaca ünlü usta piyanistlerinden İdil Biret, geçtiğimiz yılın en çok konuşulan kadın müzisyeniydi. Sosyetenin ünlü isimlerinden Eda Taşpınar, 3 bin 170 habere konu olarak, yılın en çok konuşulan kadınları arasında yer buldu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinca.net/kadin_haklari/378-medyatik-turk-kadinlari-listesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Medya patronlarına kadınlar için çağrı</title>
		<link>http://www.kadinca.net/kadin_haklari/373-medya-patronlarina-kadinlar-icin-cagri.html</link>
		<comments>http://www.kadinca.net/kadin_haklari/373-medya-patronlarina-kadinlar-icin-cagri.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 00:25:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadınca Gündem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinca.net/kadin_haklari/?p=373</guid>
		<description><![CDATA[ Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (IFJ) medya patronlarını, kadınların hem haber konusu hem de gazeteci olarak önünün açmaya çağırdı.
Medyada az sayıda kadının yönetici konumuna eriştiğini söyleyen örgüt, 8 Mart&#8217;ta açıklanacak Orta Doğu ve Arap ülkelerini kapsayan bir anketin sonuçlarına göre iletişim fakültelerinden mezun olan kadın sayısının çokluğuna karşılık bu durumun gazeteci birlikleri ve haber odalarına yansımadığını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-374" style="border: 1px solid black; margin: 3px;" title="kadin_haklari_03_091006" src="http://www.kadinca.net/kadin_haklari/wp-content/uploads/2010/03/kadin_haklari_03_091006.jpg" alt="kadin_haklari_03_091006" width="150" height="100" /> Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (IFJ) medya patronlarını, kadınların hem haber konusu hem de gazeteci olarak önünün açmaya çağırdı.</p>
<p>Medyada az sayıda kadının yönetici konumuna eriştiğini söyleyen örgüt, 8 Mart&#8217;ta açıklanacak Orta Doğu ve Arap ülkelerini kapsayan bir anketin sonuçlarına göre iletişim fakültelerinden mezun olan kadın sayısının çokluğuna karşılık bu<span id="more-373"></span> durumun gazeteci birlikleri ve haber odalarına yansımadığını vurguladı.</p>
<p>&#8220;Durum kabul edilemez&#8221; diyen IFJ genel sekreteri Aidan White &#8220;Tüm dünyada medya erkekler tarafından domine edilmiş halde. Kadınlara yönetimde eşit şans verilmeli. Bu gerçekleştiğinde haber gündemleri ve gazetecilere yönelik tavırların da ciddi şekilde değiştiğini göreceğiz&#8221; dedi.</p>
<p>Federasyon kadınların haber öznesi olarak da görünmez kılındığını vurguladı. Beş senede bir yapılan ve kadınların haberlerdeki varlığını araştıran Küresel Medya İzleme Projesi&#8217;nin (GMMP) ön verileri haberlerde kadın oranının yüzde 24 olduğunu gösterdi.</p>
<p>&#8220;Sonuçlar ürkütücü&#8221; diyen White&#8217;a göre haberlerde toplumsal cinsiyet eşitsizliği ciddiye alınması gereken bir durum. &#8220;Dünya nüfusunun yarısının ihtiyaçlarını görmezden gelemeye devam edemeyiz.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinca.net/kadin_haklari/373-medya-patronlarina-kadinlar-icin-cagri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Başarının temelinde her çalışan ile iyi iletişim yatıyor</title>
		<link>http://www.kadinca.net/kadin_haklari/367-basarinin-temelinde-her-calisan-ile-iyi-iletisim-yatiyor.html</link>
		<comments>http://www.kadinca.net/kadin_haklari/367-basarinin-temelinde-her-calisan-ile-iyi-iletisim-yatiyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 00:20:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İşte Kadın]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinca.net/kadin_haklari/?p=367</guid>
		<description><![CDATA[Penti İK Müdürü Selin Altınok, gerçekleştirdiğimiz söyleşide çalışanların yüksek performans gösterebildikleri, mesleki ve kişisel gelişimlerini destekleyen uzun soluklu bir süreci oluşturmanın inceliklerinden bahsetti ve başarıya giden yolda iletişimin ne kadar önemli olduğunun altını çizdi.
İnsan kaynakları konusundaki prensiplerinizden, nasıl bir yol izlediğinizden bahsedebilir misiniz?
Biz Penti’de İnsan Kaynaklarını; beraber çalışmaya karar verdiğimiz kişilerin işe alımlarıyla başlayan ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-368" style="border: 1px solid black; margin: 3px;" title="kadin_haklari_03_091005" src="http://www.kadinca.net/kadin_haklari/wp-content/uploads/2010/03/kadin_haklari_03_091005.jpg" alt="kadin_haklari_03_091005" width="150" height="100" />Penti İK Müdürü Selin Altınok, gerçekleştirdiğimiz söyleşide çalışanların yüksek performans gösterebildikleri, mesleki ve kişisel gelişimlerini destekleyen uzun soluklu bir süreci oluşturmanın inceliklerinden bahsetti ve başarıya giden yolda iletişimin ne kadar önemli olduğunun altını çizdi.</p>
<p>İnsan kaynakları konusundaki prensiplerinizden, nasıl bir yol izlediğinizden bahsedebilir misiniz?<span id="more-367"></span><br />
Biz Penti’de İnsan Kaynaklarını; beraber çalışmaya karar verdiğimiz kişilerin işe alımlarıyla başlayan ve çalıştıkları süre boyunca yüksek performans gösterebildikleri, mesleki ve kişisel gelişimleri açısından pek çok kazanımlar elde ettikleri tüm kariyer süreçlerini kapsayan uzun soluklu bir süreç olarak değerlendirmekteyiz. Bu sürecin her aşamasında çalışanlarla çok iyi bir iletişim içerisinde bulunmaktayız. Hem yeni başlayan kişilerin kurum kültürüne adaptasyonları, hem de mevcut çalışanların dönemsel problemleri bu iyi diyalog sayesinde çok daha sıkıntısız atlatılabilmekte. Sektördeki tüm firmaların da bildiği gibi perakende de personel devir oranları genel ortalamaların hep üzerindedir. Bunun pek çok geçerli sebebi olmasına rağmen Penti olarak bizim bu oranı<br />
%19-%20 gibi oldukça düşük bir seviyeye taşıyabilmemizdeki başarımızın da aslında temelinde her çalışan ile kurduğumuz iyi iletişim yatıyor. Çok ufak bile olsa her başarının şirketimiz tarafından fark edilmesi ve çalışanların takdir edildiklerini hissetmeleri iletişimimizi güçlendiriyor. Merkezden uzak noktalardaki çalışanlarımız ile sıklıkla bir araya geleceğimiz organizasyonlar sayesinde de kurumiçi iletişimi geliştiriyoruz.<br />
İdeal çalışan pofiliniz nedir ya da çalışanı ideal hale getirmek için nasıl bir yol izlersiniz?<br />
Birlikte çalıştığımız kişilerin bilgi birikimine sahip olmalarının yanı sıra kendilerini doğru ifade edebilen, özgüvenli, ekip ruhuna uygun çalışabilen ve kişisel gelişimleri için çaba sarf eden kişiler olmalarını istiyoruz. Mevcut çalışanlarımızın hem mesleki hem de kişisel gelişimleri için üstümüze düşen firma desteğinin belirli zamanlar için değil, sürekli olması gerektiği düşüncesindeyiz. Amacımız mağazacılığın bir meslek olarak tercih edildiğinde, kariyer imkanlarının ne kadar fazla olduğu gerçeğini genç arkadaşların fark etmesini sağlamak. Firmamız bünyesine katılan kişilerin varolan mesleki deneyim ve becerilerini daha da geliştirmek adına kariyer haritaları içerisinde doğru hedefler belirleyip, gerçekleştirme süreçlerini de takip ederek kuruma aidiyetlik duygularının oluşumunu da destekliyoruz.</p>
<p>Performansı yüksek, tam verim aldığınız çalışanlarınızı elinizde nasıl tutuyorsunuz?<br />
Firmamızda “Başarı Ödüllendirme Sistemleri” diye adlandırdığımız bir dizi motivasyon çalışmaları yapıyoruz. Amacımızın başarının fark edildiğini çalışana hissettirmek olduğu bu uygulamalar, aynı zamanda kişilerin performanslarının da takibine katkı sağlıyor. Tam verim aldığımız bu başarılı personellerimizin görevlerinde genişlemeler yaparak onların kendilerine yeni deneyimler edinebilecekleri alanlar da yaratma çalışmalarımız olumlu sonuçlar verdi. Yeni başlayacağımız “İç Yönetici Yetiştirme” programı ile de performans görüşmeleri sonucu farklı veya bir üst pozisyonda değerlendirebileceğimizi düşündüğümüz çalışanlarımızı bir dizi eğitim programına dahil ederek onların kariyer gelişimlerine destek olmayı hedefliyoruz.</p>
<p>Penti’nin yakın gelecekteki planları neler?<br />
Sektörde Penti olarak, 2009 ve 2010 projelerimizle hız kesmeden büyümeye devam ediyoruz. Bu hızlı büyüme Penti çalışanları için yeni kariyer fırsatlarını da beraberinde getiriyor. Amacımız, Penti olarak mevcut çalışanlarımızın memnuniyetlerini en üst seviyelere taşıyabilmek aynı zamanda da, aramıza yeni katılacak iyi eğitimli, genç ve idealist arkadaşlara ideal bir çalışma ortamı sağlamak.</p>
<p>Bir İK’cı olarak sektörde ne gibi zorluklar yaşıyorsunuz?<br />
Perakende sektöründe Penti gibi kurumsal işleyişe sahip şirketlerin sayısının çok az olması sebebiyle; günümüzde pek çok işletmede halen İnsan Kaynakları Departmanı bulunmuyor. Satış müdürü, muhasebe yöneticisi ya da şirket sahipleri gibi farklı pozisyonların ilgilendiği bir süreç olarak yürütülmesi sebebiyle yanlış ve eksik uygulamalar, sektörde bizlere yönelik yanlış algılamaların oluşmasına da sebep oluyor. Sektörde İK’da görevli pek çok arkadaşımın kurumsal olmayan işleyişler sebebiyle bu tarz zorlukla karşılaştığını düşünüyorum. İlk önce İK’nın görevlerinin neler olduğu, tüm şirket stratejilerinin vazgeçilmez bir parçası olmasının önemi gibi konularda yönetimlere bilgi vermek ve departmanımızın sağlayacağı getiriler hakkında ikna çabası göstermek zorunda kalınıyor. Genel uygulamaların aksine Penti olarak başarımızın nedenlerinin birinin de şirket yapılanmasında İK yönetimine gereken önemin verilmesi olduğunu düşünüyorum.</p>
<p>Müşteri memnuniyetini daimi olarak en üstte tutmak adına ne gibi faaliyetler yürütüyorsunuz?<br />
Müşteri temas noktalarımız olan mağaza çalışanlarımızda müşteri odaklılık bilincini oluşturmak adına, hizmet kalitemizi ve müşteri memnuniyetimizi artıracak eğitim programları düzenliyoruz. Mağazalarımıza ve çağrı merkezimize ulaşan her türlü öneri ve yorumlar kayıt altına alınarak müşteri memnuniyetini artırıcı projeler geliştiriyoruz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinca.net/kadin_haklari/367-basarinin-temelinde-her-calisan-ile-iyi-iletisim-yatiyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Boyner 2010&#8242;da yeni mağazalar açmayı hedefliyor</title>
		<link>http://www.kadinca.net/kadin_haklari/362-boyner-2010da-yeni-magazalar-acmayi-hedefliyor.html</link>
		<comments>http://www.kadinca.net/kadin_haklari/362-boyner-2010da-yeni-magazalar-acmayi-hedefliyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 00:11:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İşte Kadın]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinca.net/kadin_haklari/?p=362</guid>
		<description><![CDATA[Boyner Mağazaları’nda, pek çok yerli ve yabancı markalı ürün, “Boyner” çatısı altında, Türkiye’nin 21 ilinde 54 mağazada müşterilerle buluşuyor. Boyner’in 2010 hedefi ise 3 yeni mağaza daha açmak ve ortalama 200 kişilik istihdam gerçekleştirmek.
Boyner Büyük Mağazacılık AŞ, Türkiye’de gıda dışı perakende sektörünün önde gelen gruplarından Boyner Holding’in bir üyesi olarak 1981 yılında faaliyete başladı. Global [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-363" style="border: 1px solid black; margin: 3px;" title="kadin_haklari_03_091004" src="http://www.kadinca.net/kadin_haklari/wp-content/uploads/2010/03/kadin_haklari_03_091004.jpg" alt="kadin_haklari_03_091004" width="150" height="100" />Boyner Mağazaları’nda, pek çok yerli ve yabancı markalı ürün, “Boyner” çatısı altında, Türkiye’nin 21 ilinde 54 mağazada müşterilerle buluşuyor. Boyner’in 2010 hedefi ise 3 yeni mağaza daha açmak ve ortalama 200 kişilik istihdam gerçekleştirmek.<br />
Boyner Büyük Mağazacılık AŞ, Türkiye’de gıda dışı perakende sektörünün önde gelen gruplarından Boyner Holding’in bir üyesi olarak 1981 yılında faaliyete başladı. Global mağazacılık anlayışı ile 20 yılı <span id="more-362"></span>aşkın bir süredir Türkiye’de yeniliklerin takipçisi olan Boyner Büyük Mağazacılık AŞ, 2004 yılında bir “Değişim ve Yenilenme Programı” başlattı. Günümüzde hızla gelişen tüketici beklentilerine yanıt verebilmek, bir hayat tarzı olarak alışveriş kavramının Türkiye’deki öncüsü olmak amacıyla başlatılan bu değişim programı çerçevesinde, Boyner Büyük Mağazacılık AŞ, ürün çeşidinden dekorasyona, mağazaların isminden hizmet anlayışına kadar her konuda köklü değişiklikler gerçekleştirdi. Türkiye’de gıda dışı perakende sektöründe ilklerin uygulayıcısı olan Boyner Mağazacılık AŞ, daha sonra 2006 yılında başlattığı “küçülerek büyüme” stratejisine uygun olarak, tek kategorili, uzman ekiplerle hizmet verilen konsept mağaza uygulamalarını, Boyner Beauté, Boyner Evde ve Boyner Sports konseptleri ile müşterilerinin hizmetine sunuyor. Boyner Mağazaları’nda, pek çok yerli ve yabancı markalı ürün, “Boyner” çatısı altında, Türkiye’nin 21 ilinde 54 mağazada müşterilerle buluşuyor. Boyner İK Müdürü Fikriye Birinci Boyner’in İK çalışmalarını anlattı.</p>
<p>BOYNER’in şu anda kaç şubesi var? BOYNER’de kaç kişi çalışıyor?<br />
Ekim 2009 itibarıyla toplam 29 Boyner, 12 Boyner Outlet ve 13 tek kategoride uzmanlaşmış konsept mağazalar ile Türkiye çapında toplam 21 ilde 54 mağaza ile hizmet veriyoruz. Yine Ekim 2009 sonu itibariyle, tedarikçi markalarımızın satışında destek veren firma personellerimizle birlikte, mağazalarımızda 350’yi aşkın çalışanımız ile müşterilerimize hizmet verirken; 194 kişi ile de Merkez Ofis’ten mağazalarımıza destek veriyoruz. Merkez Ofis ve mağazalarımızda toplamda 27 kişilik bir İK kadrosu ile iç müşterimize hizmet veriyoruz.</p>
<p>İnsan kaynağına pek çok farklı platformda ulaşabiliyoruz<br />
Perakende sektöründeki tüm şirketlerinin yaşadığı, nitelikli iş gücü bulma sıkıntısını aşabilmek amacıyla farklı platformlarda farklı kaynaklar kullanmayı tercih ediyoruz. Basın ilanları, grup içi duyuruların yanı sıra yeni mezun, part-time ve dönemsel destek arayışlarımız için Üniversitelerin Kariyer Günleri, Boyner web sitesi, kariyer portalları, çalışan ya da çevre referanslar ve perakende sektörü içinde yer alan çeşitli İnsan Kaynakları mail gruplarından destek alıyoruz.</p>
<p>Her şey doğru kişiyi uygun işe yerleştirmek için<br />
Bizim için, işe yerleştireceğimiz adayın görev ile ilgili deneyim ve donanımı kadar zihinsel beceri ve kişilik özellikleri de büyük önem taşıyor. Ayrıca Kariyer Planı işleyişimiz doğrultusunda bugün mağazanın en alt kademesine aldığımız kişiyi, gelecekte Merkez Ofis’in üst pozisyonlarında görevlendirecek şekilde yetiştirmek idealini taşıdığımız için, işe alım sürecimizi büyük bir titizlikle yönetiyoruz. Kullandığımız envanterler ve uyguladığımız mülakat teknikleri de bu düşüncemizi destekleyen, kişileri daha yakından tanımaya fırsat sağlayan ve doğru nitelikteki kişiyi uygun işe yerleştirmeyi amaçlayan uygulamalar içeriyor. Saha için adaylarımızda aradığımız temel özellikler; adayın uyumlu, içten, gelişime açık, iletişim becerisi güçlü ve duygusal zekası yüksek bir kişi olmasıdır.</p>
<p>Üniversiteler sektör oyuncularıyla birlikte kaynak yetiştirmeli<br />
İş niteliği özel donanım ve beceri gerektiren bölümler için çalışan bulmakta dönem dönem sıkıntı yaşayabiliyoruz. Ancak bu zorluğun sebebi Türkiye’nin bu konuda yetişmiş kişilerinin az olması ve bu tür işlerde yetişme sürecinin uzun olması. Bu konu ve alanlarda beklentimiz, üniversitelerimizin daha etkin davranarak, sektör oyuncuları ile birlikte bu alanlara kaynak yetiştirmede öncü olmasıdır.</p>
<p>2010’da elektronik öğrenme ile sürekli eğitime geçiyoruz<br />
Çalışanlarımızın büyük bir kısmının sahada görev yapması sebebiyle, sınıf eğitimlerimizi lokasyon bazında ve çok tekrarlı iç eğitmenlerimizle yapıyoruz. 2010 yılı için yaptığımız planlamalarla elektronik öğrenme (e-learning) ile sürekli eğitim bilincini her çalışanımıza benimsetmeyi hedefliyoruz. BOYNER Kurum kültürü içinde koçluk, mesleki eğitimler, işbaşı eğitimleri ve vizyon geliştiren seminerler / konferanslar ise sürekli yapılıyor.</p>
<p>“Genç Boynerli” Projemiz başladı<br />
İnsan Kaynakları Yönetiminin daha açık ve sahaya uygun süreçlerle yönetilmesi konusunda çalışmalarımız devam ediyor. Genel İK uygulamalarımızın geliştirilmesinin yanı sıra, Boyner çalışanları olarak, Sosyal Sorumluluk bilinci ve ekip ruhunu her zaman içimizde taşıyoruz. Ayrıca sektörümüzün değişimlere hızla adapte olan yapısını biz de içimizde hissediyoruz. Bu çerçevede, çalışanlarımızın yanı sıra 2. Jenerasyon Boyner’lilerimize de yani “Genç Boyner”lilere ulaşmayı hedefledik.<br />
Boyner Büyük Mağazacılık olarak, toplumun geleceğini şekillendirecek gençlerin hayata donanımlı ve farkındalığı yüksek bireyler olarak hazırlanmaları için harekete geçtik. Çalışanlarımızın 15-20 yaş aralığındaki çocukları için bir proje hazırladık ve Kişisel Gelişim, Toplumsal Bilinç, Sağlık ve İş Hayatı temalı eğitimler ve paylaşımlarla  10 Ekim 2009 günü “Genç Boynerli” programımızın ilk buluşmasını gerçekleştirdik.</p>
<p>20 Genç Boynerli hayata hazırlanıyor<br />
20 Genç Boynerli ile başladığımız programımızın içeriğinde, gönüllü uzmanlarca verilen seminerler ve keyifli atölye çalışmalarıyla hayata hazırlanırken, ebeveynleri ile de, yetişkin olma yolunda hızla ilerleyen çocuklarıyla iletişimlerini kuvvetlendirebilmeleri yönünde paylaşımlar bulunuyor. Genç Boynerli eğitimlerimizin ilk haftalarında olmamıza rağmen, çocuklardan ve ailelerden bu konuda çok olumlu geri dönüşler aldık ve almaya devam ediyoruz. Programımızı Aralık ayı içinde tamamlayarak yeni projelerimiz için çalışmalara başlayacağız.</p>
<p>2010 yılında hedefimiz 3 yeni mağaza, 200 yeni çalışan<br />
2009 yılında hedefimiz, mevcut personel sayımızı koruyarak mağazacılık hizmet süreçlerimizde yaptığımız iyileştirmelerle personel verimliğini yükseltmekti. 2010 yılında ise açılacak yeni mağazalarımız için 200 kişilik ilave bir işe alım gerçekleştirmeyi planlıyoruz. 2009 yılındaki mağaza açılış planlamalarımız doğrultusunda, 2 çok kategorili Boyner Mağazası, 1 Boyner Sports Mağazası açılışı gerçekleştirdik. 2010 yılı içinde 2 çok kategorili Boyner Mağazası ve 1 BOYNER Outlet Mağazası açılışını daha planlıyoruz.</p>
<p>Performans Değerlendirme bir sınav değil, gelişmeye yarayan en önemli araç<br />
Performans Değerlendirme sistemimiz bir sınav değil, yönetim bilgi sistemine bir kaynak teşkil eden, şirketin verimliliğini arttırmaya ve şirkette sağlıklı ilişkilerin kurulmasına yardımcı olan, çalışanın eğitim, gelişim ihtiyaçlarının tespit edilmesini sağlayan ve İnsan Kaynakları alanındaki diğer kararlar için altyapı oluşturan bir araç olarak kullanılıyor. Yetkinlik ve hedef bazlı kurulmuş olan, bizim de etkin olarak kullandığımız; ancak her zaman geliştirilmesi yönünde çalışmalar yürüttüğümüz bir süreç. Ayrıca ödüllendirme çalışmalarımız, hem kariyer planlamalarında hem de ücretlendirme sistemimizle entegre şekilde yapılandırıldı. Tüm bunların yanı sıra  çalışanlarımıza Özel Sağlık Sigortası, servis, yemek, giyim yardımı gibi çeşitli yan olanaklar sağlayabiliyoruz. Bunun yanı sıra tüm personelimiz, Boyner Mağazaları’nda geçerli personel indiriminden faydalanıyor.</p>
<p>Boyner İK Müdürü Fikriye Birinci’ye Özel</p>
<p>BOYNER’de çalışmaya ne zaman başladınız? Göreve geldiğinizde İK alanında öncelik verdiğiniz konular neler oldu?<br />
BOYNER Büyük Mağazacılıkla Temmuz 2009’da tanıştım. 4 aydır bu sıcak ve yeni arkadaşlarını hemen grubun içine alan büyük ailenin parçasıyım. Göreve gelişimin ardından öncelik verdiğim konular İnsan Kaynakları Departmanı’nın iletişim gücünü ve ulaşılabilirliğini arttırmak, İnsan Kaynakları uygulamalarının sistemsel alt yapısını iyileştirmek ve uygulamalardaki standartları güçlendirmek oldu.</p>
<p>İK alanını seçmenizin en önemli sebepleri neler?<br />
İnsan Kaynakları’nın etkin yönetilmesinin önemi, günümüzde geçmişe nazaran şirketlerin üst yönetimlerinde daha iyi biliniyor. Bu alanı seçerken aslına bakarsanız bilinçli değildim. Sadece tecrübeli İnsan Kaynakları Yöneticilerime saygı duydum ve onların benim hakkındaki görüşlerini önemsedim. Kendimi çalışırken tanıdım ve yatırım yaptım, geri bildirimlere hep önem verdim ve hala önem veriyorum. İlk yıllarımda başka bir alanda da başarılı olabilirim diye düşünmedim diyemem, ancak beni İnsan Kaynakları’na bağlayan ve hala beslendiğim temel nokta insanların zor anlarında güvenilebildikleri pozisyonda olma misyonuna sahip olmanın mutluluğudur. Bu, İnsan Kaynakları’nın bir işletmenin verimliliği açısından en önemli noktası ve benim en önem verdiğim yanıdır.</p>
<p>Adaylara yönelttiğiniz özel bir mülakat sorunuz var mı? Bu soruyu neden sorarsınız? Bizimle paylaşır mısınız?<br />
“Bugün kendinizi nerede görüyorsunuz, …. yılında nerede, nasıl, kimlerle ve hangi konumda olacağınızı düşünüyorsunuz?”<br />
Kişiyi sürekli sorularla yormak ve sorgulayıcı olmak istemem. Kendi halinde bugününü, planlarını ve gelecekte nasıl olmak istediğini bu soru ile öğrenebiliyorum. Bu soru ile kişiyi daha iyi tanıyabiliyorum ve en önemlisi onun konuşmasını sağlıyorum.</p>
<p>Bir adayda sizin kişisel olarak önem verdiğiniz özellikler neler?<br />
İçten ve gerçek cevaplar vermesi, kendini ifade ederken yaşamının her yönünü kabullenebilmiş olması ve duygusal dengesini sağlamış olması, istekli olması. En önemlisi orta/uzun vadeli hedeflerinin olması ve hedefine ulaşmak için planlarının olması önem verdiğim özellikler.</p>
<p>RAKAMLARLA BOYNER İNSAN KAYNAKLARI</p>
<p>Boyner Türkiye’de 21 ilde 54 mağaza ile hizmet veriyor.<br />
Mağazalarında 350’yi aşkın çalışana sahip olan Boyner’in Merkez Ofisi’nde ise 194 kişi çalışıyor.<br />
Merkez Ofis ve mağazalarda toplamda 27 kişilik bir İK kadrosu bulunuyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinca.net/kadin_haklari/362-boyner-2010da-yeni-magazalar-acmayi-hedefliyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
