Mutlu aşk

30 Ocak 2015 Cuma, 13:32

Sevgi ile birbirine bağlı olmakla, aşkla birbirine bağlı olmak arasındaki ayrım çizgisi nedir?

Bu konuda araştırma yapılmış’ sevgiyle bağlı olanların %57 si eşini ya da sevdiğini aldatabileceğini söylemiş, aşkla bağlı olanlar ise sadece % 8 si belki aldatabileceğini söylemiş. Âşık olan aldatmaz. Aşkta çıkar ilişkisi yoktur. Âşıksa âşıktır. Sevginin yansıması farklı olabilir. Size iyi davrananları sevebilirsiniz ama âşık olmazsınız. Sevgi yaşayarak büyür. Sevgide basit ve dar kapsamda çıkar ilişkisi vardır. Eşinize kötü davranın eşiniz sizi sevmez. Ama aşkla bağlı kalmakta bir zaman meselesidir. Aşk bitebilir. Önemli olan sevgi bağını yıllara yayabilmektir.

Aşık olduğumuzda nasıl değişiriz?

Etkisi altına girdiğimiz kişi bizim için her şeyden ve herkesten daha çok önemli hale gelir. Ondan ayrılmak düşüncesi bile bizi korkutur. O güne kadar kazandığımız, edindiğimiz birçok şeyden hiç düşünmeden vazgeçebiliriz. Oysa bu kadar delicesine bir tutku insana huzur ve mutluluk vermez. Bir başkası ya da daha güzel birisi asla değildir. Önemli olan kötüde olsa âşık olduğumuz kişidir.

Güzel tanımınız nedir? Fiziksel güzellik midir?

Güzele 40 günde doyulur, tatlı dile bir ömür doyulmaz.

İyi insan ya da doğru insan tanımınız nedir?

İyi günde aldıklarını kötü günde ortalığa sermemektir iyi insan olmak.

Yalan söylemek hakkında ne dersiniz?

Aslında en büyük yalan, insanın içinin dışının bir olduğunu söylemesidir.

Mutlu aşk olmaz derler doğru mudur?

Bir ilişkiyi sadece son olaylarıyla değerlendirmek son derece hatadır. Sonuçta ayrılmak kötü olabilir ama öncesinde mutlu anları yaşamıştır. Mutlu aşk vardır.

Mantık evliliği hakkında düşünceniz nedir?

Son derece saçma, kâğıt üstünde evlilik olmaz ve en çok aldatmalar burada görülür. Evlilik kurumu duygusal anlamda bağlılık gerektirir.

“Ben âşık olmam, kendimi kontrol edebilirim”, demek doğru mudur?

Yanlıştır, aşk kontrol dinlemez, kontrol edilirse aşk olmaz.

Sonradan değişir, belki sonradan âşık olabilirim diyenler.

Yanlış, insan tanıdıkça âşık olmaz tanıdıkça daha çok sevebilir. Aşk anlık duyguların toplamıdır. Aşk, bireyseldir, tek kişi ister. Âşık değilse bir daha âşık olamaz. Aşk, beklemekle gelmez.

Neden dev aşkların sonu hüsran oluyor?

İnsan tek başına cılız bir dere suyuna benzer. Aşka düşüp iki kişi olduğunda ise hızla okyanusa dönüşür.  Ve insan aşka düştüğünde, ölmek için bile özgür değildir. Tek başına hiç bir şey yapamaz. İnsan âşık olduğunu mükemmel kabul eder, tanıdıkça aslında mükemmel değil sıradan herkes gibi olduğunu görünce hayali biter ve aşkı da azalmaya başlar. Gerçek, öz benlik, öz kişilik ortaya çıktığında aslında aranılan o kişi olmadığı gerçeği görüldüğünde o aşkın sonu hüsran olabilir.

“Çok sevmeyin”, diyorsunuz bu çelişki değil mi?

Her şeyin aşırısı zarar verir. Ne kadar çok seversen ayrıldığında o kadar acı çekersin. Aşkta alınan haz çekilecek acının sınırlarını çizer. Ne kadar çok seviyor olmak kadar, sevgi ve aşkı uzun yıllar taşıyabilmektir önemli olan. Çok değil, yeterince sevmek gerekir.

Sevgisizlik ile hastalık arasında bir bağlantı var mıdır?

Ağrı ve sızı kişinin geçmiş yaşamında içindeki öfkenin bastırılmış olduğunu gösterir. Örneğin yüksek tansiyon hastaları… Kişilik ya da kişi iradesi oluşumlarda bastırılmış öfkelerin, sinirlerin, yok olan hayallerin sonucudur. Duyguların sindirilmiş hali mide bağırsak sorunlarını ortaya çıkarır. Sevgi ve dokunma hislerinin eksikliği akciğer ve deri hastalıklarına sebep olur. Ağrı demek; ceza, intikam işkence anlamına gelir. Hastalık aslında psikoloji olarak kişinin mutsuzum, sıkıntılıyım diye kendi duygusunu, hüznünü, sıkıntısını, öfkesini,  beden diliyle söylemesidir. Düşüncesini dile getiremeyenler genelde hasta olur,  dilinin söyleyemediğini bedeni söylemeye başlar. Ağrı olarak acı çekerler. Bunlar bilimsel araştırmaların sonuçlarıdır.

Mutluluk nedir?

Mutsuzluk tembellik demektir.  Mutluluk, çabalamak, mücadele etmek, öğrenmek, iletişime açık olmak, paylaşmak sonucu elde edilen duygudur. 

Aşk değişti diyorlar, doğru mu?

Yanlıştır. Aşk değişmez. Her şey değişir ama aşk değişmez. Her şey zamanla değişmiş, kendi benliğinden ödün vermiştir. Bir tek gerçek insan sevgisi, bir tek gerçek aşk, kendi özünden ödün vermemiştir. Ne yokluklar, ne sefaletler, ne kıyımlar, ne savaşlar aşkı yok edememiştir. Çünkü aşk, insanın özünü teşkil etmektedir. Çünkü aşk, yaşamın kendisi, paylaşmanın özüdür. Aşk, insanlık var oldukça yaşayacaktır.

Onsuz yaşayamam, ayrılırsam ölürüm, diyenlere ne dersiniz?

Yanlıştır, zamanla her duygu değişir, bugün iyi olan yarın kötü olabilir. Bugün sevdiklerimizi yarın sevmeyebiliriz. Bugün delice âşık olduğumuza yarın nefret duyabiliriz.

Seven kıskanır doğru mudur?

Yanlıştır.

Kıskançlık insanın doğasında vardır ama sevginin bir kanıtı ya da ölçüsü değildir.

Çok kıskanmak çok sevmek değildir.

Sevgi güven demektir.

Bağlılık aşkı besler.

Bağımlı yapmak, tamamen sahiplenmek ise tam tersine aşkı bitirir.

Ve bir kadın bir erkekten korunmak için yine bir erkeğe sığınır.

Kıskançlığın özünde bencillik ve paylaşamamak vardır.

Ve kıskanç olan insanlar farkında bile olmadan içlerinde katil bir duygu taşıyorlardır.

Mutsuzluk hastalık mı demektir?

Aşkta mutsuz olan kişi, kendini değersiz hisseder. Duygusal mutsuzluk insanı yaşamdan soğutur.  Kadınlar genelde erkeklerden daha çok duygusal anlamda etkilenir. Erkekler ise başka bir aşk bulurum diye daha rahat atlatabilir. Kadınlar, aşk duygusunu psikolojik olarak daha iç dünyasında yaşarken, erkekler güç duygusuyla ilişki kurabilirler. Ruhu çöken insanların bağışıklıkları azalır. İyilik unsuruyla yüklü olanlar daha güçlü olur. 

Sonuç olarak mutlu aşk vardır. Bazı şeylerin zaman içinde sona ermesi olması gerekendir. Sonuçda hiçbir şey sürekli değildir. Hayat, yeni gelişmelere doğru yöneliktir. Hayatlarımızın bile bir süresi var, aşklarda bitecektir.

You must be logged in to post a comment Login

Yorum yazın...