user
e
sv

Çocuk Eğitiminde Babanın Rolü

Baba kelimesi de anne kelimesi de içerisinde binlerce anlam, sorumluluk, yük, mutluluk, kaygı, özlem, sevinç gibi kelimeleri barındırıyor. Söz konusu çocuk eğitimi olduğunda da roller ikiye ayrılıyor. Babanın çocuk gelişimindeki etkisi, annenin çocuk gelişimindeki etkisi. Tabi bu da kız ve erkek çocuklar olmak üzere kendi arasında ayrılıyor. O da ilk ergenlik dönemine kadar süren süreç ve sonrası olmak üzere ayrılıyor. Yani anlayacağınız her dönem ailelerin, çocuklar üzerindeki etkileri farklılık gösteriyor. Yazımızda babaların çocuk gelişimine katkısının üzerinde durduk ve Uzman Pedagog ve Psikoterapist Soner Koşan’a sorduk: Babaların bu gelişimde katkısı nedir? Neler yapmalı, nelere dikkat etmeli?

Bir baba veya anne kendini çocuklarına adamışsa bu durum o anne veya babanın çocuğunu çok sevmesi ile açıklanamaz, aynı zamanda o kişinin ne kadar yalnız olduğunu da gösterir.

En iyi baba eşine destek olan, çocuğuna inanan ve kendisiyle barışık olandır.

Rolleri Kapmayın!
Aileyi bir puzzle gibi anne, baba, çocuk şeklinde ayırmak yapıları anlamak için doğru yol olabilir ama tek başlarına hiçbiri pek bir anlam taşımaz ve bir aileyi oluşturmaz. Ama ne yazık ki bizler bazen partnerlerimizin pasif davranışlarından veya ayrılıklarda; kendi sınırlarımızı aşarak anne olmamıza rağmen baba rolünü de üstlenir, baba olduğumuz halde annenin sorumluluklarını da yüklenip babalığın yanında anne de olmaya çalışırız. Bu durum doğal olarak zamanımızı, sabrımızı çok fazla aldığından zamanla öfkelenerek hem çocuklarımızı yıpratabiliyoruz hem de agresif bir hale gelebiliyoruz.
Anne, baba olmak için grup çalışması olmazsa olmazdır. Bu grup çalışmasının adına aile diyoruz. Ailede herkesin bilinen veya bilinmeyen görev ve sorumlulukları vardır. Bu görev ve sorumluluklar herhangi biri tarafından ihlal edilirse veya yerine getirilmezse, doğal olarak aile yapısının devam edebilmesi için diğer taraf zamanından, sabrından, emeğinden daha fazla feragat etmek zorunda kalacaktır. Bu durumda doğal olarak gereğinden fazla ve uzun süre emek veren kişi için yorgunluk, bıkkınlık, stres ve agresyon anlamına gelir. Adaletsiz bir aile yaşamının içinde doğal olarak taraflar ya ayrılığın yoluna girer ya da çıkar ilişkilerini güçlendirecek stratejik yaklaşımlarda bulunurlar. İşte bu tür yaklaşımlar doğal, samimi olan aile yaşamının yıkılmasına sebep olmaktadır. İçerik olarak aile yaşamının yıkıldığı ama şekilsel olarak devam eden ailelerde çocuklarda isteyerek veya istemeyerek bu davranışları alır, içselleştirir ve kendi davranışlarıymış gibi pratiklerine uygularlar.

Aile içinde bilinen baba ve anne rolünün dışına çıkmak gerektiğine inanıyorum. Çünkü bilinen anne ve baba rolleri toplumsal baskı, etik, kültürel, eğitim, gelenek göreneklere göre çok farklılıklar göstermektedir. Anne ve baba olmak yalnızca cinsiyet, güç veya ekonomik farklılıklardan kaynaklanan özgün davranış şekillerini barındırmaz ve barındırmamalıdır. Babanın rolünü açıklamamız için birçok yönden bu konuyu ele almak gerekir. Babanın toplumdaki yeri, cinsiyeti yüzünden oluşan beklentiler ve sorumluluklar, babanın eşi ile ilgili iletişimi/iletişimsizliği ve çocuğunun karakteristik özelliği, babanın çocuk üzerindeki rolü üzerinde etkilidir.

Çoğun gelişiminde, babanın rolünü anlatmak için birkaç boyutta bu konuyu ele almak gerekir:

Toplumumuzun babadan beklentileri (genel geçer beklentiler)

0-3 yaşına kadar çocuğun gelişiminde babanın rolü

Kız çocuğunun gelişiminde babanın rolü

Erkek çocuğun gelişiminde babanın rolü

Babanın eşi ile olan iletişiminde çocukların gelişimindeki etkisi

Ergenlik döneminde babanın rolü

Toplumumuzun Babadan Beklentileri
Ailesini korumakla mükellef, evin maddiyat ile ilgili sorunlarının çözümlemesi beklenilen, evdeki birçok onarılması gereken işleri yapması istenilen, ev ile ilgili birçok organizasyonda sözü geçebilen, zaman zaman baskı unsuru içeren söz ve davranışlar sergileyen, son sözü söylemek ile görevlendirilen, izin, yasak, onay, takdir gibi prensipleri düzenleyen, çocukların dışarı ve gelecek ile ilgili planlarında ciddi söz sahibi olan, güç timsali bir yapı olarak söyleyebiliriz. Bu kadar çok sorumluluk, stres, güç, yüklenilen ve beklentilere-isteklere sahip olan kişide doğal olarak bu olgularla karakteristik özellikleri arasında sıkışıp kalabiliyor. Çünkü yukarıda yazılan birçok beklenti ve görevler aynı zamanda annenin de kişisel haklarının gaspı anlamına da gelebilmekte.

Bu yaklaşıma benzer veya bu çerçevede hareket eden babanın çocuğuna hissettirdiği duygu; mutlak güç, irade, otorite, özgürlük veya tam tersi olan baskı olarak karşımıza çıkıyor. Baba şiddeti, baskıyı, vurdumduymazlığı, abartılı kontrollülüğü, duygularını fazla belli edemeyen, daha çok evin dışişleri ve ekonomiden sorumlu aile bakanı olarak görülen, akşamları çoğunlukla yorgun olduğu için eşi ve çocuklarından daha çok koltuğu, televizyonu, telefonu ile iletişime geçmeyi isteyen bir profil olarak görülmekte. Bu kadar tezat duyguları içinde barındıran baba profili doğal olarakda çocuklarını bu tezatlığı, çeşitli olayların şahitliğinde çocuklarına geçirebiliyor.

Bir de babasız büyüyen çocuklara karşı oluşmuş önyargılar var. Babasız büyüyen çocuklara ya acıma ya da önyargı ile bakış açısı geliştirebiliyoruz. Aslında acıma hissiyatı da negatif bir olgudur. “Yetim” olgusuyla büyüyen erkek ve kız çocukları yaşama atılmak ve kendini gösterebilmekte çok daha zorlanmaktadır. Özellikle kız çocukların sosyal, duygusal ve kariyer olarak mutlu olabilmeleri daha bir çetrefilli yol olarak karşımıza çıkmakta. Bu tanımlamalardan da çıkartıldığı gibi yetim kalmak aslında çocuğun gelecek, hayaller, umut ile ilgili köprünün yıkılması anlamına da gelmekte. Aynı zamanda bu durum babanın çocuk üzerindeki etkilerini net bir şekilde göstermekte.

0-3 Yaş Arası Çocuk Gelişiminde Babanın Rolü
Hamilelik döneminden itibaren babaya çok ciddi bir rol düşmekte. Hamilelik dönemi ile birlikte annenin tüm yaşantısı (duygusal, sosyal, cinsel, iş) sekteye uğrayabiliyor. Bu zaman zarfı içinde annenin kendisini yalnız hissetmemesi için anneyle çok daha fazla kaliteli zaman geçirmesi gerekir. Bu zamanın kaliteli geçirilmesi salt anne için değil babanın da aile duygusu ile bütünleşmesini sağlar.

Doğum
Çocuğun doğumu aynı zamanda annenin 9 aydan daha fazla süreden beri çocukla birlikte sürdürdüğü yolculuğunun da bitmesi anlamına gelir. Anne kendisini yalnız, terkedilmiş, öfkeli, birçok şeye yetemeyen, eksik gibi negatif duyguları hissedebilir. Bu dönem babanın desteği ile çok hızlı bir şekilde aşılabilir. Baba bu dönemde aile olgusunun ne kadar önemli olduğunu, anneliğin ne kadar özel bir durum olduğunu hissettirebilir ve ev işlerinde olabildiğince destek olabilirse çocuğun ve annenin pozitif anlamda değişimi de o denli desteklenmiş olur. Çocuk daha doğmadan çocuğun varlığına alışan anne ile doğumdan sonra çocuğunu gören baba arasında duygusal olarak farklılıklar oluşabilir. Baba ile çocuk arasındaki bağ, doğumdan sonraki haftalar ve aylar içinde pekişir. Bu zaman zarfında baba hem anneyle iletişimi güçlendirmeli, ev işlerine destek olmalı hem de çocuğu ile birlikte oyun oynayarak, gülümseyerek, sorduğu tüm sorulara bıkmadan tekrar tekrar cevap vererek ilgilenmesi çocuğun ve annenin mutluluğu açısından çok önemli.

Şimdiye kadar olan yazıda hem annenin ve babanın bireysel – aile olarak mutluluğunu ön plana çıkarttık. Biz biliyoruz ki ebeveynlerin ruhsal durumları nasıl ise çocukları da o yönde etkileniyor, kısaca ebeveynlerde ne varsa çocuklarına da onu verebiliyorlar. Mutluluk varsa mutluluk verebiliyor, mutsuzluk, yalnızlık, hayal kırıklığı varsa onu istemese de verebiliyor. Bu yüzden çocuklar söylemlerimizden daha çok davranışlarımızdan etkilenmekte.

Bir baba veya anne kendini çocuklarına adamışsa bu durum o anne veya babanın çocuğunu çok sevmesi ile açıklanamaz, aynı zamanda o kişinin ne kadar yalnız olduğunu da gösterir.

Kız Çocuğu Gelişiminde Babanın Rolü
Kız çocukları için baba; hem karşı cinsle olan ilk iletişimi hem de baba dediği (güvendiği, inandığı, annesi dışında sevdiği ilk ve o ana kadar tek olan) kişinin onunla olan ilişkisi anlamına da gelmekte. 3-12 yaş arasındaki bu evrede babanın kız çocuğuyla olan iletişimi, kızın daha sonraki duygusal, sosyal ve hatta cinsel yaşamıyla ilgili oluşturacağı yaşamın temelini oluşturmakta.

Babanın doğal, gülümseyen, çocuğuyla kaliteli zaman geçiren, kendisiyle barışık, sorunları çözebilen sakin bir ruh halinin olması, çocukların da ileri ki dönemlerde karşı cinsle ve kendisiyle daha olumlu, kendine güvenen özgüveni yüksek, pozitif iletişimler kurmasına destek olacaktır.
Yıllar yıllar sonra hayatımıza giren erkeklere baktığımızda; eğer babamızla iyi iletişimlerimiz varsa çoğunlukla babamıza benzeyen, babamızla iletişimimiz sıkıntılıysa da yine çoğunlukla babamızın tam tersi özelliklere sahip çakma babalarla birlikte olduğumuzu görebiliriz. Bu bile aslında babanın kızı ile iletişiminin ne kadar önemli olduğunu gösterebiliyor.

Erkek Çocuğu Gelişiminde Babanın Rolü
Ataerkil toplumda doğan erkek çocuklardan beklentiler daha fazla olabiliyor. Çocuk yaşta evin reisliğine kadar babadan sonraki veliahtlığa kadar birçok sorumluluklar aile tarafından verilebiliyor. Erkek çocuğa sorumluluklar, görevler tabi ki verilmesi gerekir ama evin reisliği verilmemesi gerekir. O yaştaki çocuk bu yükü kaldıramayacağı için öfke veya pasif davranışlar sergileyerek gelişimsel olarak gerilemeler yaşanabilir. Erkek çocuk babanın gözüne girmek için birçok yöntem deneyebilir. Babanın çok iyi bir gözlemci olması ve kendi geçmişinde yapamadığı veya olmak isteyipte olamadığı herhangi bir olguya yönlendirmek için ciddi bir çabaya girmemesi gerekir. Baba kendinden emin bir şekilde kendi yaşamına devam ederse zaten çocuk babadan etkilenerek o yönde kendince bir yol bulup daha orijinal davranışlar geliştirerek hedefler kuracaktır.

Ergenlik Döneminde Babanın Rolü
Ergenlik dönemi aslında olmazın olur, imkansızın yapılabilir olduğu evredir. Bu yüzden asilik ergenin en belirgin özelliğidir. Ergen çocuklar sorumluklar ister ve yaşamda bende varım diyebilmek için bazı rizikolu işlerde kendini gösterebilir. Baskıcı ailelerde ergenler pasifize olmakla beraber daha radikal olayların içine de bilinçsizce girebilmektedir. Aslında onların bu durumlara girmesine anne veya babanın aşırı dozdaki davranışları da sebep olabiliyor.

Tüm Bu Yazılanlardan Çıkartacağımız Sonuç
Çocuklarımızın mutlu, kendine güvenen, hayallerinin peşinden koşması için babanın çocuğuna, çocuğunun hayallerine sarılması gerek. Toplumun bize dayattığı kuralları belki istemeden de olsa yapmamız gerekecek. Ama bunun yanında doğal olmayı da öğrenebilirsek ve çocuklarımızı robot olarak değil birer birey olarak görüp, hata yapmalarına izin vererek, gülümseyerek yetiştirebilirsek babalık görevimizi yapmış oluruz. En iyi baba eşine destek olan, çocuğuna inanan ve kendisiyle barışık olandır.

  • Site İçi Yorumlar

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.